Sevgilim

Sevgilim,
yetimim benim,

aylar nasıl geçiyor zaman hiç geçmezken

kapılar kapalı, dünya buzlu cam
uyuşmuş gözlerimin önünde
hayat akıp gidiyor hiç kımıldamadan

ikimizin yerine dinliyorum
sevdiğin şarkıları
siyah tişörtünü giyiyorum yatarken
gömleklerini, kazaklarını, kokunu
senin rüyalarını görüyorum ölür gibi uyurken
gün boyu elimde kahve fincanı

kapıyı açmıyorum
telefonlara çıkmıyorum
başını bekliyorum geleceği olmayan hatıraların

Sevgilim,
yetimim benim,
nasıl da kayıtsız gülüyorsun hayata
öldüğünden haberi yok fotoğraflarının

Murathan Mungan

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikBekleyen
Sonraki İçerikKimi Sevsem Sensin

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Felsefe Ders Notları: Bilim Felsefesi

Bilimin yapısını, doğasını, bilimsel kuramlarla gerçeklik arasındaki ilişkiyi ve bilimde yöntem problemini ele alır. Yani, bilim felsefesi, bilimle ilgili sorular sorarak, bilim üzerine felsefe yapar. 19 ve ve 20. yüzyıllarda bilimin olağan üstü başarı sağlaması, ona olan ilgiyi büyük ölçüde artırmış; bu ilgi, düşünen kişileri neyin bilim...

Ayna Kırılması Uğursuzluk Getirir mi?

Ayna kırılmasının uğursuzluk getireceğine olan inanış, en eski batıl inançlardan biridir. Kökeni ilk aynanın yapılışından yüzyıllar öncesine, hatta ilk çağ insanına kadar gider. Göllerde veya su birikintilerinde, kendi aksini gören ilkel insan şaşırmış, bunun kendisinin ruhu olduğunu sanmış, suyu bulandırıp görüntüsünün kaybolmasına neden olanları da düşman bilmiştir. İlk...

Şiddet Üzerine Düşünceler

Fransız mühendis ve sendikalist Georges Sorel (1847-1922), Şiddet Üzerine Düşünceler (1908) adlı eserindeki tezlerini ilk önce 1890-1895 arasında yayımladığı bir dizi makalede açıklamıştı. Bu makaleler, burjuvazinin ahlaki parçalanması konusundaki kendi yargısını filozof Henri Bergson’un “sezgi” doktriniyle ve Marx’ın sınıf mücadelesi konseptiyle birleştirilmesinden oluşuyordu. Marx’ın ekonomik determinizmini reddetse...

Umberto Eco’dan Genç Yazarlara Tavsiyeler

"Siz onbaşı, çavuş, teğmen ve adım adım bu aşamalardan geçmeden general olamazsınız. Hemen Nobel ödülü almanın hayalini kurmayın. Çünkü bu her türlü edebiyat kariyerini bitirir" Ortaçağ uzmanı, romancı, akademisyen ve ünlü entelektüel Umberto Eco, gençlerin çoğu zaman kendisine “Bana yazma ile ilgili tavsiye verir misiniz?” şeklinde müracaat ettiğini...

Bellek İrrasyonel Bir İnsan Gibidir Şimdi

Bellek, balkonuna sıra sıra dizdiğin ve atmaya kıyamadığın bira şişeleri gibidir çocuk. Benim içinse yalnızca bir çöplük! Parmak ucuma basarak, o şişeleri devireceğim korkusuyla yürümekten bıktım artık. Yoruluyorum çocuk, yoruluyorum. İki adım arası kaç boşluk daha var zihnimde, bilmiyorum. Gereksiz bilişlerin işlendiği koca bir depodayım sanki. O kadar...

Aşka Uyanmak

bana bakma sen ben sana bakarım en güzel yerinde uyandırırım seni ağız dolusu aşk türküleriyle yürürüz o ülkeye kalbinin yanaklarından öperim defalarca bırakmadan usanmadan senin olurum buluttan bir yorgan gibi örteriz üzerimize geceyi sen bakma bana ben bakarım sana ve uyandırırım seni aşkın en güzel yerinde Can Murat Demir

Güçlüye Karşı Tutumlar

Günümüzde ve geçmişte iki kişinin münasebetinde yahut iki devletin ilişkisinde etraftakilerin güçlüye hayran olması, güçlüyle ittifak kurması, gerçeklerin zayıfı haklı gösterdiği durumlarda dahi güçlü olanın taraftarlığını yapması, saptırılmış ve yanlış işleri ıslah etmemesi gibi hadiseleri iki sebebe bağlayabiliriz: “Korku ve menfaat.” Korku, ölmüş bir canlının vücudunda gezen sineklerin...

Leyla ile Mecnun: Masalsı Bir Acının Dillenişi

Leyla ile Mecnun, sadece bir dizi senaryo ya da kurgudan ibaret değildir. O, aslında Anadolu’nun unutulmaya yüz tutmuş mitlerini, kaybolan mahalle-şehir kültürünü ve erozyona uğramış insan ilişkilerini, sokak edebiyatından yola çıkarak, tekrardan insan hayatına sokmayı arzulayan bir folklorik projedir. Buradan bakıldığında Leyla ile Mecnun projesi, hem felsefi...

Öldürme İçgüdüsünün Acı ile Haklılaştırılması

Bu dünyaya doğan her insan acıyla sevişmek zorundadır. Öldürme eylemi ruhani bir kurtuluştur. Şöyle ki, insanlığa kıyarsan suçlu değilsindir.  Çünkü o inkâr edilenle eşdeğerdir. Tam aksine insanlığın faili yeryüzünde peygamberleştirilir hatta tanrılaştırılmıştır. Bu yüzden İsa bir kurbandır. Tanrı ise cellat. İşte tam bu aşamada ikinci bir aktör, şeytan...