YKS-TYT-AYT Ünitelerine Göre Felsefe Çıkmış Soruları Ve Cevapları -III

4. ÜNİTE – AHLAK FELSEFESİ

1. Vicdan, insanın kendi davranışlarının ahlâkça değerli olup olmadığına karar vermesine yardımcı olan bir hakemdir. Bu yeti sayesinde insan, yapıp ettiklerinin toplumda var olan değerlere uygunluğu açısından yargıya varır.
Bu görüşe göre, vicdan aşağıdakilerden hangisi konusunda yargıya varılmasına yardımcı olur?
A) Doğal veya doğaüstü olay
B) Güzel veya çirkin nesne
C) Doğru veya yanlış bilgi
D) İyi veya kötü eylem
E) Basit veya karmaşık görüş
(1999-ÖSS-İPTAL)

2. Stoacı görüşe göre, insan dünya sahnesinde yalnızca bir oyuncudur. Oynayacağı rolü seçemez, oyuna müdahale edemez. Her insanın bu sahne içinde ne yapacağını evrensel akıl belirler. Kişinin kontrol edebileceği tek şey vardır: kendi tavırları ve tutkuları. Ünsan kendisine ne rol verilmişse onunla yetinmeli; sahip olamayacağı şeyler için açlık ve kıskançlık duymamalıdır.
Stoacıların bu görüşünün dayandığı temel varsayım aşağıdakilerden hangisidir?
A) İnsanlar, davranışlarını başkalarına örnek olacak biçimde düzenlemelidirler.
B) Olayları önceden kestirebilirsek onları yönlendirebiliriz.
C) İnsanın, kendine bırakılmış küçük bir alan dışında, karşı konulamaz bir yazgısı vardır.
D) Erdem, özgür iradenin ahlakça iyi olana yönelmesidir.
E) Duyuların bize sağladığı bilgiler ile aklın sağladığı bilgiler sürekli çatışır.
(1999-ÖSS)

3. Bir düşünüre göre ahlâki değerler doğru ya da yanlışı, bireylerin kanılarından bağımsız olarak belirler. Örneğin “Öldürmek kötüdür.” yargısı, tıpkı “Üçgenin iç açılarının toplamı 180° dir.” yargısı gibi, doğruluğu insanların duygu ve eğilimlerine göre değişmeyen bir yargıdır.
Bu düşünür, ahlâk değerlerinde hangi özelliğin bulunduğunu öne sürmektedir?
A) Erdemli yaşamanın bir aracı olma
B) Tanımlanamaz nitelikte olma
C) Zamanla değişme
D) Nesnel olma
E) İnsanlar arasındaki ilişkileri yönlendirme
(1999-ÖSS)

4. Faydacı ahlak anlayışına göre, en çok sayıda insana en büyük ölçüde mutluluk sağlayan eylem, ahlaki bakımdan doğru eylemdir. Dolayısıyla bir eylemi doğru veya yanlış olarak değerlendirmek için öncelikle o eylemin, ilgili kişilerin tümüne sağladığı hazlara ve getirdiği acılara bakmak gerekir.
Bu parçaya göre, faydacı ahlak anlayışı bir eylemin ahlaki bakımdan doğru olup olmadığını değerlendirirken aşağıdakilerden hangisini ölçüt alır?
A) Eylemin sonuçlarını
B) Eylemde bulunan kişilerin niteliklerini
C) Eylemin hangi koşullarda gerçekleştirildiğini
D) Toplumun eylemde bulunan kişiye karşı tutumunu
E) Eylemin hangi amaçla yapıldığını
(2000-ÖSS)

5. Yaptığımız her eylem dünyamızı şekillendirir. Her eylemimizle, aslında ne istediğimize, dünyanın nasıl bir yer olması gerektiğine ilişkin zihinsel tasarımızı ortaya koyarız. Yaptığımız her eylem, insan olmaya ilişkin bir değeri korur veya o değere zarar verir. Örneğin yoksul birine yardım ederken aslında yaptığımız; “Herkes muhtaç durumdaki kişilere yardım etmelidir.” demektir. Bunu dünyanın her yeri ve herkes için her durumda talep ederiz. Tersine, eğer hırsızlık yapıyorsak veya herhangi bir tür hırsızlığa göz yumuyorsak bu; “Hırsızlık yapmak iyi bir şeydir ve dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir kimse hırsızlık yapabilir.” demektir. Bu durumda artık; “Hırsızlık kötüdür.” deme olanağımız ortadan kalkar.
Bu parçada savunulan görüş aşağıdakilerin hangisiyle özetlenebilir?
A) İnsan eylemlerinden sorumludur.
B) Eylemlerimiz bizi mutluluğa götürmelidir.
C) Eylemin değeri, bireye sağladığı faydayla ölçülür.
D) Hukuk kuralları ahlâk kurallarına uygun olmalıdır.
E) İyi ve kötü, göreceli kavramlar olduğu için bunlar hakkında yargıya varmak güçtür.
(2001-ÖSS)

6. Erdemli insan, yalnızca erdemli olma özelliklerini taşıyıp bunun bilincinde olan insan değildir; eylemleriyle de sahip olduğu erdemleri yansıtabilmelidir. Çağımızda, erdemler üzerine konuşulup, erdemli olmaya ait bilgiler üretilmesine karşın, insanların eylemleri ve sözleri birbirini tutmamaktadır. Erdemli insan, bilgisi ile yaptığı, düşüncesi ile eylemi arasında boşluk olmayan insandır.
Bu parçada erdemin hangi yönü vurgulanmaktadır?
A) Gözlemlenebilmesinin çok zor olduğu
B) Eylem alanına da taşınması gerektiği
C) Ancak bilgili kimselerin sahip olabileceği
D) Sonucunun kişiye bir başarı olarak dönmesi gerektiği
E) Mutluluk verdiği ölçüde değerli sayılacağı
(2001-ÖSS)

7. İnsan değerlidir. Çünkü doğuştan getirdiği potansiyel ona “iyi insan” olabilme olanağı sunar. Yani kişi uygun ortamda yeterli eğitim alarak yetiştiğinde, herhangi bir alanda başarılı olabilir, o alanda yaptıklarıyla insanlığa katkıda bulunabilir.
Bu parçaya göre, insanı “değerli” yapan aşağıdakilerden hangisidir?
A) Hangi alanda uzmanlaşacağına kendi iradesiyle karar verebilmesi
B) İyiyle kötüyü ayırt edebilmesi
C) Uygun koşullar sağlandığında insanlığa hizmet edebilecek yetenekte olması
D) Özelliklerinin bir kısmını doğuştan getirmiş olması
E) Her koşulda zorlukların üstesinden gelebilecek potansiyele sahip olması
(2002-ÖSS)

8. Dünyada kötülük, çoğu zaman bilmemekten kaynaklanır. Tek başına iyi niyet, iyiyi istemek bir eylemin iyi sonuç vermesi için yeterli değildir. Sadece iyiyi istemekten yola çıkan bir eylem, eğer bilgiyle aydınlatılmamışsa, kötüyü istemek kadar zarar verebilir.
Bu parçada savunulan görüş aşağıdakilerden hangisidir?
A) İyiyi istemek, iyinin gerçekleşmesi için yeterli olmasa da ahlaki bir görevdir.
B) Kötü niyetle yapılan bir eylem de yarar sağlayabilir.
C) Bilgiye dayalı her eylem, iyi niyetle yapılmamış olsa da iyi eylemdir.
D) İyinin gerçekleşmesi için, hem iyinin amaçlanması hem de bilgiden yararlanılması gerekir.
E) İnsanlık değerlerini korumak ve yüceltmek amacıyla yapılan her eylem, iyi eylemdir.
(2002-ÖSS)

9. Bir kişi bir eylemin kendini haksız duruma düşüreceğini bile bile o eylemi yapıyorsa, bu kişi bilinçli olarak haksızdır. Öte yandan haksızlık alışkanlık haline geldiğinde, haksızlıktan kaçınmanın kişinin elinde olmadığı da bir gerçektir. Fakat yine de kişi alışkanlıklarından sorumludur; çünkü o, alışkanlıklarının gerçek yaratıcısıdır. Her ne kadar eylemin yinelenmesi alışkanlığa neden olsa da eylemin dayandığı özgürlüktür.
Bu parçada savunulan görüşün temelindeki düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A) Alışkanlıklar yaşamı kolaylaştırır.
B) Toplum, bireylere sorumluluklarını hatırlatmalıdır.
C) Haksız eylemleri yapanlar cezalandırılmalıdır.
D) Sınırsız özgürlük olumsuzlukların nedenidir.
E) İnsan, ahlakla ilgili eylemlerinde özgürdür.
(2003-ÖSS)

10. Ahlaki yaşamımızda, sezgisel anlayış en yüksek kavrayışlar için zorunludur. Sadece kurallara mekanik bir biçimde uyma ya da kalıplara öykünme bizi uzağa götürmez. Yaşama sanatı, eski rollerin bir provası değildir.
Bu görüşü benimseyen bir kişinin aşağıdakilerden hangisini reddetmesi beklenir?
A) Etik yaşamın varlığını
B) Sezgisel kavrayışların önemini
C) Yaşama sanatının varlığını
D) Kuralların zamanla değiştiğini
E) Evrensel ahlak yasasının varlığını
(2004-ÖSS)

11. Bergson, okura vermek istediği her şeyi yayımlamış olduğunu belirterek bundan sonra yazdıkları arasında bulunabilecek her türlü metnin, metin parçasının kendi isteği dışında yayımlanmasını yasaklamıştır. Fakat ölümünden sonra, bu yasak çiğnenmiştir. Bergson’un topluma mal olduğu öne sürülmüş ve bazı konuların açıklığa kavuşabileceği düşünülerek birçok yazısı yayımlanmıştır. Böyle bir tutum haklı görülebilir; ama etik açıdan da bizi rahatsız eder.
Parçada sözü edilen tutumun etik açıdan rahatsız edici olmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tarihi zorunlulukların dikkate alınması
B) Toplum yararının gözetilmemesi
C) Bazı konuların açıklığa kavuşturulması
D) Filozofların topluma mal olmuş kişiler olarak düşülmesi
E) Kişi haklarının göz ardı edilmesi
(2005-ÖSS)

12. Bir çocuk ağaca çıkmak ister ve siz bunu yasaklarsanız, çok öfkelenir. Oysa deneyip tırmanamayacağını kendisi anlarsa, fiziksel olanaksızlığını kabullenir.
Bu parçaya dayanarak aşağıdaki genellemelerden hangisine ulaşılabilir?
A) Özgürlüğün sınırları topluma göre değişir.
B) Toplumun yararını göz önünde bulundurarak kişisel özgürlükleri sınırlandırmak gerekir.
C) Amaca ulaşmak isteyen kimse her yolu dener.
D) Yasalar toplumun örflerine göre hazırlanmalıdır.
E) Özgürlüğün karşısındaki toplumsal engeller tepkiye neden olur.
(2005-ÖSS)

13. İyiyi isteyen, iyinin ne olduğunu bilenden daha güvendedir. Çünkü ilki hata yapsa da hep hoşgörüyle karşılanır; ikincisinin hatalarıysa çoğu kez affedilmez.
İyinin ne olduğunu bilenin hatalarının hoşgörüyle karşılanmayışı aşağıdakilerden hangisine bağlanabilir?
A) Hata yapabileceğini kabullenmesine
B) Vicdanını rahatlatmaya çalışmasına
C) Yanlışı bile bile yapıyor olmasına
D) Başkalarının sorumluluğunu üstlenmesine
E) Toplumsal değerleri önemsemesine
(2005-ÖSS)

14. Acı çekenlere acımak insanca bir şeydir. Herkese yaraşır acımak ve herkes acımasını bilmelidir. Yarası olanlarla duygu ortaklığı, gerçekten ahlaki bir yaklaşımdır.
Bunları söyleyen kişiye göre, ahlaki eylemin amacı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Doğru bilgiye ulaşma
B) Yarar elde etme
C) Ödevini yerine getirme
D) Mutluluğa ulaşma
E) Başkalarını anlama
(2006-ÖSS)

15. Yaptığı iyiliği başkaları duysun diye, kendine daha fazla değer verilsin diye yapan veya doğruluğu dillerde dolaşmak koşuluyla doğru olan adamdan pek hayır gelmez. Oysa sanıyorum Ahmet birçok onurlu iş gördü. Fakat şimdiye kadar bu işleri o kadar gizli tuttu ki onlardan söz etmiyorsam suç benim değildir. Ahmet’i erdemli kılan parlak görünmek isteği değil, parlak işler görmesidir.
Bu parçaya göre, iyi işler yapan birinin erdemli olması aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?
A) İyi olarak anılmasına
B) Gösterişten sakınmasına
C) Vicdanen rahat olmasına
D) “İyi”yi istemesine
E) Doğru adam olmasına
(2007-ÖSS)

16. Okunu hedeften öteye atan okçu, okunu hedefe ulaştıramayan okçudan daha başarılı sayılmaz. İnsanın gözü karanlıkta da iyi görmez, fazla ışıkta da. İyiliğin aşırısı olmaz, aşırı oldu mu zaten iyi değil demektir. Erdemli kişi bunların farkında olan kişidir.
Bu parçada sözü edilen “farkındalık” durumu aşağıdakilerden hangisiyle ilişkilendirilebilir?
A) Amaca sahip olmayla
B) Kötülükten kaçınmayla
C) İsteklerini bastırmayla
D) Kendini düşünmeyle
E) Ölçülü olmayla
(2008-ÖSS)

17. Ahlak felsefesinde nesnelcilikte, değerlerin dış dünyada, onlara ilişkin kavrayışımızdan ayrı ve bağımsız olarak var olduğu ve bunların insan tarafından bilinebileceği ileri sürülür. Değerlerin ahlaki yargıları ve eylemleri belirleyen ilkeler olarak kullanılmak durumunda olduğu ve nesnelerle eylemlerin, kendilerinde insandan bağımsız olarak var olan bir nitelikten dolayı iyi ya da değerli olduğu savunulur.
Bu parçaya göre bir eylemin “iyi ya da değerli” olması aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
A) Kişiye yarar sağlamasıyla
B) Evrensel ahlak yasasına uygun olmasıyla
C) Kişinin özgür iradesine bağlı olmasıyla
D) Özgürlüğün sorumluluk gerektirdiği düşüncesine uygun olmasıyla
E) Kişinin, öyle davranmasının ödevi olduğunu düşünmesiyle
(2009-ÖSS)

18. Paris’te genç bir adam her gün aynı fırından bayat ekmek alır. Bayat ekmek taze ekmeğin yarı fiyatına satılmaktadır. Fırıncı, müşterisinin hoşuna gideceğini düşündüğünden bir gün ekmeği, içine tereyağı sürerek verir. Ertesi gün genç adam öfkeyle fırına gelir. “Niçin böyle bir şey yaptın? Günlerce uğraştığım proje yağlı ekmek yüzünden mahvoldu. Ben bayat ekmeği çizimin hatalı yerlerini silmekte kullanıyordum.” der.
Bu parça “ahlaki eylem”le ilgili aşağıdaki yargılardan hangisini destekler niteliktedir?
A) İyiliği ve kötülüğü belirleyen, eylemdir.
B) Erdemli olmak ahlaki karara bağlıdır.
C) Ahlaki karar ahlaki eylemden önce gelir.
D) Doğru davranmak, erdemli olmak anlamına gelmez.
E) Niyetin iyi olması eylemin iyi olmasını sağlamaz.
(2010-YGS)

19. Nasrettin Hoca bir gün oğluyla birlikte şehre gitmek üzere yola çıkar. Şehre birçok köyün içinden geçilerek gidilmektedir. Hoca eşeğin üzerinde, oğlu da yürüyerek onu takip eder. İlk köyden geçerken köylüler “Koskoca adam eşeğe binmiş, küçücük çocuğu yürütmeye utanmıyor!” diye kınarlar. Sonraki köyden geçerken Hoca yürür, oğlu da eşeğin üzerindedir. Oradaki köylüler de “Görüyor musun saygısız çocuğu, koca adamı yürütüyor.” derler. Üçüncü köyde Hoca ve çocuk eşeğe birlikte biner, bu kez de eşeğe acımıyorlar diye suçlanırlar. Dördüncü köyde çocuk da Hoca da yürür, kınanmaktan nasiplerini alırlar. Beşinci köyde Hoca ve oğlu eşeği birlikte taşımalarına karşın kınanma durumu değişmez.
Bu parça ahlak felsefesinin temel problemlerinden hangisinin soruşturulmasında örnek verilebilir?
A) Tüm davranışlar ahlakla mı ilgilidir?
B) Akılla erdem arasında nasıl bir ilişki vardır?
C) Ahlakta her zaman iyi niyet yeterli midir?
D) Mutlak iyiye ulaşmak mümkün müdür?
E) Bireylerin vicdanlı olmasının, ahlaki eylemde işlevi nedir?
(2011-YGS)

CEVAP ANAHTARI: 1-D 2- C 3-D 4-A 5- A 6- B 7-C 8-D 9- E 10-E 11-E 12- E 13- C 14- E 15-B 16-E 17-B 18-E 19-D

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Nietzsche de mi İntihal Etti?

H. İbrahim Türkdoğan'ın "Nietzsche, Stirner'in Plagiyatörü mü?" başlıklı yazısıyla ilgili 11.04.2004 tarihinde ZAMAN Gazetesinin TURKUAZ ekinde aşağıdaki haber yayımlandı. Hakkında 28 dilde 4 binden fazla kitap yazılan ve halen her yıl en az 100 kitaba konu olan Nietzsche, en az düşünceleri kadar şiirsel üslubuyla da dikkatleri üzerine çekmiş...

Yine Gel!

Bir kez daha titriyor gece; kırgın sesin, Özlemi diyorum, eksik şeylerin. “Yaşamak sadece, düşünmeden”, Dokunmak. Yeniden. Ötelenen bir şeyken yalnızlığında, Yine geldin; Yine gel dalgın yorgun varlığıma. Laminör tonda, Teninle buluşsun güz şarkılarım. Ah, inatçı şey! Nasıl da hisseder kapatırsın kendini, Sessizce esir alır uyutursun ezgilerimi. Yumuşak. Çok yumuşak. Dokun bana. Hiç bitmeyecek bir şey ol geceme, Yeşil koksun nefesin. Varlık E.

Frankenstein Felsefesine Giriş

Dr. Frankenstein bir yaşam mucidi olarak doğdu. Hayatının geri kalanını ise mezarlıklarda geçirdi çünkü ona göre mezarlıklar ölümün değil yaşamın merkeziydi. Her organ her canlı onun ellerinde hayat buluyordu. İşte size yalnız bir adamın öyküsü, işte size kısaca yaşamın felsefesi... Yaptıkların yüzünden cehennemde yanacaksın! Roderick Turpin Ölümün felsefesini yapmak Frankenstein...

Susmanın Dili

İlk bakışta yalnızca sessizlikten ibaret gibi görünen bir duruşun dillenişini sözcüklerle betimlemek çok zor. Tıpkı gerçek bir delinin bu durumdan bihaber olması gibi… Susmanın dili, bir yalnızlık şarkısı ya da çok yönlü bir yaşayışın seslenişi değildir. Toplum ve kalabalıklar kaygısında diğerleri olarak ses bulanlar, kötülük yağmuruyla yıkanmalıdırlar. Duymak...

Türkiye’de Felsefe Eğitiminin Sorunları

Bilkent Üniversitesi'nin bu öğretim yılı başından itibaren Felsefe eğitimi veren bir bölümü var. Bölüm Başkanı Prof. Dr. Varol Akman'ın, Şubat 2004'te 1. sayısı yayımlanan Bilkent Dergisi'nde yayımlanan röportajından öğrendiğimize göre, yapılan görüşmeler sonunda Bölümün Analitik Felsefe eğitimi vermesi gerekliliği üzerinde anlaşmaya varılmış ve Bölümün kuruluşunda Princeton Üniversitesinin Felsefe...

Ölüyü Hep Dışarıya Gömeriz

ölüyü hep dışarıya gömeriz zira ölüm başkalaşmaktır başka birine benzemektir her benzeyen aynı zamanda ölüdür de bu yüzden benzer ölüler aynı yere gömülür dışarıya ite kaka can çekişmektir toprağın tecrübesiz bağrında bu yüzden nefes almayı sürdüremez kör sayar kendini düşmanlaşan boşlukta ölüyü dışarıya atarız onu dışarıda bırakırız sanki hiç yaşamamış gibi küfür etmemiş sevişmemiş kupkuru bir yakarışın çetin imtihanında bu yüzden ölüleri...

Tartışmalı Kitap Nihayet Türkçede

Jean Baudrillard'ın çağdaş sanatın varlık nedeninin kalmadığını ilan ettiği tartışmalı kitabı 'Sanat Komplosu' İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. 'Jean Baudrillard, 1996’da Sanat Komplosu’nu yayınladığında, artık çağdaş sanatın varlık nedeni kalmadığını ilan ederek sanat çevrelerinde büyük bir skandala yol açtı. “Sanat, bayağılığa, atıklara, vasatlığa, değer ve ideoloji diye el koyuyor,” diye...

Sonsuzluk Kavramı

Sonsuzluk kavramı en kadim dönemlerden beri filozofları düşündürmüş ve çeşitli yorumlara neden olmuştur. Sonsuzluk kavramını “sonsuz küçük” ve “sonsuz büyük” olarak iki farklı boyutta inceleyebiliriz. Elea’lı Zeno (M.Ö. 490 – 430) “bir nesneyi sonsuz kere bölersek geriye hiçbir şey kalmamalıdır” diyerek, sonsuz küçük olanın yok olması gerektiğini savunmuştur....

Yazgı ve Evren Düzeni

İnsani bir kimlik içinde, çok eksik olan görüşlerimize göre bile ilahi irade yasalarının değişmez yargılarının gerekleriyle biçimlenmiş evrenin düzeni ne kadar görkemli ve uyumludur! Doğada daima güzelliğe, iyiliğe ve tekamüle yönelik planlı, düzenli bir akışın görünümlerini gördüğümüzü söylemekle beraber ruh dostlarımızın verdiği değerli tebligatın da bu konunun bazı noktalarında...