Sevmek, Anlamak, Anlaşılmak

Bizler, bizim için en önemli gerçeği tamamen unutuyoruz: Bizler her şeyden önce birbirimizi tanımak ve anlamak zorundayız. Halbuki, ben seni ve sen de beni nasıl sevebiliriz diyerek birbirimize uzanan sevda yolları arıyoruz. Gerçekçi olalım; “Ben insanları çok severim” ifadesinden daha yalan bir söz var mıdır?

Bunu söyleyen insan acaba çevresindeki kaç kişiyi anlamak ve ruh haletini kavrayabilmek için gayret göstermiştir? Aksine, cümle şöyle devam eder: “…ama insanlar beni anlayamıyor.” Aslında bizler insan olarak anlaşılmak ve bilinmek için değil, anlamak ve bilmek için doğduk. Dünyaya gelişimizin birinci ödevi, öğrenmek ve anlamaktır. Bunun için de önce tabiatı, insanları, onların yaşamlarındaki isteklerini, amaçlarını anlamamız lazımdır ki, ondan sonra anlayıştan doğacak bir yakınlık gerçekleşmiş olsun; tanımak meselesi işin içine ancak o zaman girecektir. Tanımanın başlıca yolu ise önce kendimizi tanımaktır. Daha kendimizi tanıyamadan ve anlayamadan, kendimiz dışındaki insanları nasıl anlar ve tanıyabiliriz? Hiç anlamadığımız, tanımadığımız insanları nasıl sevebiliriz?

İnsanların çoğu kendini sevdirmenin yollarından hareket ederek bir sevgi arayışı içerisindedir ve kayıtsız şartsız başkalarından da bu sevgiyi görmek istemektedirler. Bu tamamen yanlıştır ve insana hiçbir fayda getirmez. İnsan kendisine karşı yapmış olduğu sahtekarlığı başka hiç kimseye karşı yapamaz. Ailesini, yakınlarını sevememiş, anlayamamış bir insanın sevgiden söz eden kitaplar yazması; kendi nefsaniyetiyle, egosuyla alakalı negatif karma biriktirmesinden başka bir şeye yaramaz.

Söz konusu ettiğimiz sevgi; birbirlerinin negatif karmalarının çözülmesine gönüllü olarak hizmet edecek varlıkların sevgisi ve anlayışı demektir. Birbirini gerçekten seven insanlar kendi negatif karmalarının çözülmesine imkan tanıyamıyorlarsa, orada sevgi yoktur. Ben sizin negatif durumunuzu gideremiyorsam, bu sıkıntınızı üzerinizden alamıyorsam, size yardım edemiyorsam, benim sizi sevmemin maksadı nedir? Eğer sizi sevmemin, sizinle bu derecede yakınlaşmak istememin bu anlamda hiçbir maksadı yoksa, bu durum tamamen egoistçe bir tutumdur. Araya şefkat, sabır, yardımlaşma ve dayanışma gibi pozitif değerler girmesi gerekir.

Bu kavramlar içerisinde kalarak ve bunları uygulayarak herhangi bir inşam tanımaya veya anlamaya çalıştığımızda, duygusal değilizdir; biz öz be öz sevgi tatbikatı yapıyoruz, demektir. Karşımızdaki insanı anlıyorsak, onun ne olduğunun farkına varmışsak ondaki negatif karma düğümlerinin çözülmesine yardım edebiliriz.

Ergün Arıkdal – (Pozitif Yaşam adlı Eserinden Alıntıdır)

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikBeyti Dost Celse: 8
Sonraki İçerikHz. Muhammed ve Durugörü

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Totem ve Tabu

Tabu sözcüğü Polinezyaca bir sözcüktür, tam çevirisi güçtür; çünkü karşıladığı anlam bugün bizde kalmamıştır. Eski Romalılar zamanında böyle bir sözcük vardı: sacer sözcüğü Polinezyalıların tabusuna karşılıktı. Yunanlıların ägoV sözcüğü, İbranîlerin kodaush sözcüğü, Polinezyalıların ve Afrika'daki (Madagaskar), Kuzey ve Orta Asya'daki birçok budunun benzer sözcüklerle tabu deyimiyle karşıladıkları anlamda...

Felsefe Grubu Mezunlarının Talepleri

Ülkemizde sayıları gittikçe artan Felsefe Grubu mezunlarının istihdamını karşılayabilecek pek çok imkan olmasına rağmen onların kendi kaderlerine terk edilmeleri, öğretim hepimizi derinden üzmekte ve entelektüel geleceğimiz açısından bizleri oldukça kaygılandırmaktadır. Nitekim mezunlarımızın çok ağır bir şekilde hissettikleri bu gelecek kaygısı yaşamaktadırlar. Zannedilenin aksine, hep ağırbaşlılığını koruyan, olumsuz...

Paul Ricoeur “Ölüm ve Sonsuzluk Üzerine” 1969

-Ölümünüzü sıklıkla düşünür müsünüz? Yaşım ilerledikçe daha az düşünür oldum. Bana göre hayatta iki ya da üç şeyi kabullenmek gerekiyor: Birincisi, düşmanlara sahip olmayı kabullenmektir. Böylece herkes tarafından sevilmemeyi... Böylesi bir narsisizmi yitirmeyi kabullenmek gerek. İkincisi, yaşlanmayı kabullenmek. Çok zordur bu, erkenden bunu kabul etmeye başlamak gerek. Yalnızca...

İnsanlığa Çağrı: 25 Nisan 1950

Dünyanın yalnız maddî endişeler içinde büyük sür'aile korkunç bir karanlığa gitmekte olduğu asrımızda; maddeye, menfeate ve yokluğa tapan hotkâmca kör bir zihniyetin ilimden vicdanı ayırmayı ve vicdanın kontrolünden azade bir teknik hayatını ilâhlaştırmayı istihdaf ettiği asrımızda, insan ruhunun yaradılışında mevcut, bütün Kâinat’a şamil hakikat ve bilgi yolundaki şevki insiyakıma...

Midemi Bulandıran Hayata Veda Etmek

Saat gecenin 1’i. Balkona çıkıyorum başımı gökyüzüne kaldırıyorum, puslu bir sokağın rutubeti doluyor içime. Yüksek apartmanların asık suratsızlığı ve soğuk görünüşü aldığım nefesin yavaşlamasına neden oluyor. Kollarımı açıp rüzgârı hissetmek istiyorum ancak rüzgâr bile küsmüş gibi bu acımasız şehre. Gözümün önüne bütün melekler geliyor son nefeslerini nasıl...

Ümitlerimin Gemisi

Uzun direklerin ucuna Uzak iklimleri çiziyor duman. Beyaz köpüklü sular ardına, Gömülüyor hatıralarıyle liman. Gemim gidiyor, gidiyor Hafif dumanında Martılarıyle Gemim gidiyor, gidiyor Tayfalarının dudaklarında Şarkılarıyle, Bembeyaz güvertesinde duran, Mavi elbiseli gemicilerim Selâm, sevgi hasret taşıyor Bembeyaz yelkenlerine vuran Hayallerimin rüzgarıyle Gemim yaklaşıyor, yaklaşıyor Ah! direkleri, kollar gibi, Allah'a yükselen Teknesi, göynüm gibi, yeşil sularda yüzen Gemim!.. Ah! sevgiliye ümitlerimi götüren Bahriyelilerim Çabuk git, çabuk, gemim benim Seni, narin...

Tanrı’yı Anlamak

... " Tanrı'dan önce de insanlık vardı. " Cümlede ki anlama bakarsak aslında çok şey ifade ettiğini görebiliriz. Art zamanlılık ya da derin yapının getirdiği gerçeklikle Tanrı'nın bizlere vaat ettiği her şeyin kendinden önce var olması kendi içinde Tanrı'yı bitirmeye yetmeliydi. Kafamdaki düşünceleri durduramadığım için söylüyorum bunları. Bizler, yaşamaya...

Felsefe Ders Notları: Bilgi Türleri

Bu konumuzda size bilgi türlerini anlatacağız. A-GÜNDELİK BİLGİ -Duyulara dayanır -Tecrübeye dayanır -Sayısız tekrar vardır -Deneme yanılma yolu ile elde edilir -Sayısız tekrar vardır -Rastlantıya dayanan bir neden sonuç ilişkisi vardır -Suje bilmeyi duyular ile gerçekleştirir Kırmızı kiraz tatlıdır Hava kapanırsa yağmur yağar Yeşil elma ekşidir SUJE OBJE BİLGİ Duyular- Tecrübe Deneme Yanılma B-DİNİ BİLGİ -Vahye dayanır -Kesin ve değişmezdir -İnanca dayalıdır -Tartışılmaz -Kabul etme vardır oruç tutmak sevaptırvb GÜNAH...

Hz. Muhammed’e Hayran Bir Yazar: Tolstoy

Muhammed her zaman Evangelizm'in (Hıristiyanların) üstüne çıkıyor. O, insanı Allah saymıyor ve kendini de Allah ile bir tutmuyor. Müslümanların Allah'tan başka ilâhı yoktur ve Muhammed onun peygamberidir. Burada hiçbir muamma ve sır yoktur. Lev Nikolayeviç TOLSTOY Tolstoy'un Müslüman olarak son nefesini verme ihtimalini bilmek dahi bir Muhammedi olarak...