kimliksiz gecelerden geçiyorduk.
çoğu zaman anlamsız, durağan
ve koşar adım heyecanlı kimi zaman.

nice bedenlerin uykuya dönük yüzlerinde
yalnız kelimeleri ve seslerinde,
ayna da kaçtıkları göz bebeklerinde…
nice bedenlerinse
henüz kuramadıkları ilk cümlelerinde
anlamlı kılmaya çalıştık
nefes aldığımız hayatı.

geceler, günler
günlere ait izler
izlerde, bazen kalabalık
bazense yalnız sesler…
sesler, tarifsiz tılsımlarda.
tılsımlar, sebeptir hislere.
hisler, gizlerin sahipliğinde
gizlerse yaşamın ayak izleri…
izlere ait bedenler,
bedenlerde belirsiz suretler.
suretlerde görünmeyen aynalar…

(tanımı kolay olmasa da, bir meçhul fısıldar sorusunu
-aynaya bakan bizler miyiz, yoksa bakanlar yüzünden mi ayna da suretimiz?)
kimliksiz geceler, yoldaşlarını kendisi seçer.
uzun, soğuk bir koridor yolculuğu…
taş zemin ayak izlerini taşır.
attığın her adım yürekte uzun mesafeler kateder.
ışıklar yalnızca dünyevi gözleriniz içindir.
perdeler kalktığında anlamsızdır korkulan karanlık, sığınılan aydınlık…

saklanmaz bir heyecan, sayıklanmaz isimlerle
daha önce atmadığın adımlarla yürüdüğün yolları,
anları, mekanları değil
yürüdüğün kendini tanırsın…
işte bu yüzden,
gece de yürümek başkadır
geceyle yürümek başka…

taş zemin soğuk!

ve kimliksiz geceler etrafımızda
çoğu zaman görünmeseler de,
kara gardiyanlar kapıları beklemekte…

Serdar Bayraktar

1984 Ankara doğumlu, memur bir ailenin küçük çocuğuyum. İlk ve orta dereceli okulları Ankara'da okudum. Niğde Üniversitesi Radyo Tv Yayımcılığı 2006 yılı mezunuyum. Resim ve müziğin de önemli yeri olduğu hayatımda yazmak çok daha heyecan verici bir duygu. Bu yüzden yazmayı her şeyin önünde tutuyorum. Ankara'ya aşığım ve hayatımı orada devam ettiriyorum.

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.