Tekrardoğuşa Hazırlık ve Hayat Planı

reenkarnasyon-nedir

Araştırmalarımızda klasik regresyon yaklaşımından farklı olarak hayatlar arasında geçen sürenin birkaç asır değil, birkaç yıl ya da birkaç on yıl olduğunu bulduk. Bazı varlıklar hayatlar arasındaki süreçte enkarne olmak kaçınılmaz hale gelinceye kadar bekliyor. Bazıları, “Herkes enkarne mi oluyor? Tamam, ben de olayım,” diyor. Bazıları da enkarne olmaya güvenli bir seyahat firması tarafından organize edilmiş bir seyahat gibi bakıyor. Rehberleri adeta “Nasıl bir seyahat istiyorsun? Bu senin için güzel olabilir, burada makul bir şey var,” şeklinde seçenekler gösteriyor ama seçeneklerden hangilerini alacağını enkarne olacak varlık seçiyor. Ancak bazı varlıkların enkarne olması için ikna edilmesi gerekiyor. Bazıları çok heyecanlı oluyor. Bazıları çok detaylı plan yapıyor ama birçok hayat planı kabataslak bir müsvedde gibidir. Yani şu gün, şurada, şunu yapacağım gibi detaylar yoktur. Varlık bir sonraki hayatını planlıyorsa hangi karmayı ve hangi dharma’yı[1] alacağı konusunda da bir seçim yapabilir.

Birçok insan hayat planını yaparken hayatındaki en önemli karşılaşmaları planlıyor. Bununla ilgili çok romantik hikayeler anlatabilirim. İpuçları diye bir işlem var. Hayatta karşılaşacağınız kişilere birtakım ipuçları veriyorsunuz. Mesela kız plan yaparken hayatta karşılaşacağı erkeğe diyor ki “beni fark ettiğinde saçlarımla oynuyor olacağım”. O da diyor ki “saçıyla oynayan bir kız gördüğümde aşık olacağım”. Ya da kız diyor ki “beni gördüğünde üzerimde mavi bir elbise olacak”. Bu kız doğup büyüdü ve varsayalım ki bir partiye gidecek, tam evden çıkacakken elbisesine bir şeyler dökülüyor. Şimdi ben ne giyeceğim diye üzülüyor, telaşa kapılıyor. Annesi veya yanında olan birisi diyor ki “kız kardeşinin mavi elbisesini giy”. “Mavi mi, nefret ederim” diyebilir ancak o gün oraya gittiğinde mavi elbiseyi giymesi gerektiği için yine de o mavi elbiseyi giyer ve karşılaşma gerçekleşir. Erkek mavi elbiseyi, yani ipucunu görür görmez bilinçdışı düzlemde bu sözleşmeyi hatırlar.

Dolayısıyla birçok insan planlarını bilerek paylaşıyor ve bir dahaki sefere randevulaşmayı ayarlıyor. Planlayanlardan yüzde altmışı tek bir rehberden değil de birden fazla rehberden, hatta bir rehber grubundan tavsiye alıyor.

Peş peşe yaşanan hayatlarda cinsiyet değişimleri bulduk ama bu, düzenli bir cinsiyet değişikliği değil. Bazı klasik ekoller diyor ki bir kadın, bir erkek olarak doğarız. Bizim bulgularımıza göre ise mesela yedi kere bir cinsiyette, yedi kere de diğer cinsiyette doğulabiliyor. Bulduğum tek kural, bir varlık sonsuza kadar aynı cinsiyette reenkarne olmaya devam edemez. Bunu erteleyebilir ama bundan kaçınamaz. Çalışmalarımızda gördüğümüz şu: Genelde erkekler kadın hayatlarını hatırlamakta daha çok problem yaşıyorlar ama kadınlar için erkek hayatlarını hatırlamak bir şekilde daha kolay. Bunun için de değişik açıklamalar var.

Tekrardoğuşa Hazırlık

Şimdi Helen Wambach’ın tekrar doğmadan önceye ait ulaştığı bazı bulgulara göz atalım. %8’i hiçbir şey hissetmedi, tekrar doğacağını fark etti ama hiçbir reaksiyon, hiçbir işe dahil olma yoktu. %11’i dirençliydi, korkuyordu, “Aman tanrım! Yine mi bedene gireceğim, bütün bu acıları, cefa ve kısıtlılıkları istemiyorum,” diyorlardı. %56’sı istiyor ama tereddüt ediyordu. “Tamam, evet, biliyorum bu iyi bir şey ama biraz daha beklesem mi?” diyorlardı. %73’ü sadece planlıyordu. %3’ü de plan yapmak için çok acele ediyor, planlamayı ve tavsiyeleri bile beklemiyor, duygusal karar veriyordu. %20’si geri dönmeye zorunlu hissediyordu. %80’i “Tamam ama belki biraz geciktirebiliriz,” diyorlardı.

Hayat Amacı

Şimdi de hayat amacı ile ilgili bulgulardan bazılarına göz atalım.

“Annemle ilgili yapılması gereken birçok şey var.”
“Aslında acil bir karmam yoktu ne yapacağım konusunda özgürüm.”
“Bir önceki hayattan kalan eksiklikleri tamamlamam, bitirmem lazım.”
“Zayıflığı ve aşırıya kaçmayı deneyimlemek ve bunları aşmak istiyorum.”
“Ben geri gelmek istiyorum çünkü çok genç öldüm.”
“Anne ve babamın bana ihtiyacı vardı çünkü on sekiz yaşındaki kızlarını kaybettiler.”
“Tekrar geri gidip bir şeyleri hissetmek ve onlara dokunmak istiyorum.”

Bazı insanlar bir şeyleri görmek, koklamak, dokunmak hissetmek için, özellikle de dokunmak için geliyorlar. Bu şuna benziyor: Diyelim ki bir haftalığına spiritüel bir merkeze gittiniz. Atmosfer ve müzik muhteşem ama bir hafta sonra sıkıldınız ve artık başka bir müzik dinlemek istiyorsunuz. İşte o zaman enkarne olma zamanı gelmiş oluyor. Her neyse hayat her seferinde bir maceradır.

Zor İlişkiler

Birlikte enkarne olan ruhlar arasında çok karmaşık karmik ilişkiler de olabiliyor. Bu tür ilişkiler genellikle çok acı vericidir. İki kardeş, karı koca ya da aile üyeleri arasında çok zorlayıcı ilişkiler yaşanabilir. İlişkilerde birçok zorluklar olabilir ama bu birkaç hayat devam ederse durum daha da feci hale gelir.

En karmaşık ilişkilerin hangi ruhlar arasında olduğunu biliyor musunuz? Buraya beraber reenkarne olmaya başlayan ruhlar arasında.Diyelim ki burada aynı geçmişten gelen, birlikte plan yapan iki ruh var. Dünyada ilerlemeye, gelişmeye başladılar. Varsayalım ki bir noktada biri diğerinden daha hızlı gelişmeye başladı ve diğerine de yardım etmeye çalışıyor ancak öteki bu yardımı almıyor, adeta gelişmeye direniyor. Gerçekliği ve yaşamı kavrayışları farklılaştıkça birbirleri için çekilmez hale gelebiliyorlar. İşte o zaman o iki insan arasında çok ciddi problemler başlıyor. Daha derin bir seviyede ve bir noktada artık birbirlerinden bıkıyorlar. Fakat plandan dolayı aralarında o kadar kuvvetli bir bağ oluyor ki gelişimi hızlı olan hemencecik diğerini de bırakıp gidemiyor, yalnız bırakmak istemiyor. Taraflardan biri ise üstüne düşeni yerine getirmiyor. Bu durumda yapılan veya yapılacak olan en iyi şey şudur: gelişimi hızlı olanın derin bir nefes alıp “Tamam, bu böyle olmuyor, ben hayatıma sensiz devam ediyorum, yukarıya çıktığımızda konuşuruz,” demesidir. Çünkü varlık öncelikle kendi gelişiminden sorumludur. Böyle bir ilişki gerçekten zordur. Diğerini bırakıp giden ihanete uğramış gibi hisseder.

Hans Tendam’ın 14 Aralık 2012’de BİLYAY Vakfı’nda verdiği konferanstan özetleyen: Fadime Çelik.

[1] Doğu dinleri ve mistisizminde 10’dan fazla farklı anlamda kullanılmaktadır. Anlamlarından bazıları şunlardır: Evrenin düzenini ve ruhsal gelişimi sağlayan kozmik doğa yasaları. Ulu düzen, hakiki doğa. Hakikat. Vazife. Doğruluk, erdem, ahlak, bilgelik. Öğreti, yüksek hakikatlere götüren yol.

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Astral Bir Acı: Faran ile Azra

Öfkeyle yerinden kalktı ve televizyonu kapattı. - Lanet olsun sana, umarım geberdiğini görürüm senin! Tek bir dilek hakkım olsa; senin ölümün için kullanırdım! Suratsız, ahlaksız! Böyle...

Yaşamda Başarısızlıklar Karşısında Girişimlerin Değeri

“A” şahsı zayıf ve cılız ruhunu kuvvetlendirmek için, daha doğrusu “pişirmek” için, olaydan olaya girecek, olaylar arasında yuvarlanacak ve yoğrulacaktır. Onun buna gereksinimi vardır....

Yaşar Kemal’in İlk Şiir Kitabı

Yaşar Kemal’in, ilk şiir kitabı 'Bugünlerde Bahar İndi' Pazartesi günü çıkıyor. İlk gençlik yıllarında, hikâye ve romandan önce, şiir yazmaya başlayan Türkiye’nin evrensel yazarı Yaşar...

Aldanmak

Ağırlık. Eziliyorum türlü türlü şeylerin altında. "Şey" diyorum, adını bilmiyorum. Kendi soluğum bir görevden öte eziyor göğüs kafesimi. Boş yere bekleşmelerim, umut ederek harcadığım onca zaman akıp gidiyor...

Kendinle Konuş

Kendime gelmem lazım, her şey normal, her şey iyi. Bak her şey var orada yaşamak istediğin kadar hava, yaşaman için yeteri kadar para ve...

Şiir Dili

... Bunun dışında, benzetilse benzetilse, şiir dili, metafiziğin diline benzetilebilir ki onu da bugünkü felsefe kale almamaktadır. Eğer şiir dilini bir üst dil saymaya...

Sevmek, Anlamak, Anlaşılmak

Bizler, bizim için en önemli gerçeği tamamen unutuyoruz: Bizler her şeyden önce birbirimizi tanımak ve anlamak zorundayız. Halbuki, ben seni ve sen de beni...

Ölüm Üzerine

Ölüm, en kötü ihtimalle bu dünyadan kurtulma şansıdır. Hayal kırıklıklarından sıyrılmanın, ateşler içinde yanıp, acının şefkatli kollarından kaçmanın en güzel ve temiz yoludur. Ölüm,...

Postmodern Filozoflar

Avrupa’da 17. yüzyılda gelişen Aydınlanma döneminin düşünürleri aklın ve mantığın esas olması gerektiğini ve tek ölçüt olarak deneyle gözlemin kabul edilmesini savunmuşlardır. Akıl ve...

“Sessizlik” İnsan Ses ile Lanetlenmiştir!

"Sessizlik" ve "Bilgi" arasındaki akrabalık nereden kaynaklanır? Ses ile insanın birlikte anılışı kapitalist söylemden mi ibarettir? Modern zamanlarda bilgilenmenin boyutları mı değişti? İnsanın kendilik...

Ebedi Barış Arayışı: Rönesans’ta Tek Tanrılı Dinlerden Stoacılara Dönüş

Yunan mitolojisinde dünyada barışçıl durumun gerçekleşmesi bir tanrısal öngörüdür ve öznesiz kendiliğinden işleyen sanki otomatik olarak gerçekleşecek bir süreç olarak anlatılır. Buna karşın tek...

“Kimimiz Van Gogh Oluyoruz, Kimimiz En Şahane Portakal Reçelini Yapıyoruz”

Yayıncılık dünyasının deneyimli ismi Deniz Yüce Başarır, “Ben Okurum” adlı podcast’inin yeni bölümünde psikoterapist Gülcan Özer ile Irvin Yalom’un Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi...

Sabahın 7’si

Sabah sabah her yer çığlık, her yer ıslak ve ben sadece yürümeye çalışıyorum bu hengâmede. Tabii ayaklarım tutarsa, zihnimi boşaltabilirsem. Unutma! Sokaklar izin verirse nefes...

Yalnızlığa Düşkünlük

Akşam yemeği yiyorum biraz, aydınlık pencerede. Oda kararmış gökyüzü görünüyor. Dışarı çıkınca geniş kırlığa götürür dingin yollar az sonra. Göğe bakıyor ve yiyorum -kimbilir şimdi kaç kadın yemek...

Heidegger’e Göre “Tercüme”nin Hermenötiği

Peki ama bir tercümenin doğru olduğuna kim nasıl karar veriyor? Yabancı bir dildeki kelimelerin anlamlarını biz bir sözlükten tedarik ediyoruz fakat sözlüğün verdiği karşılıkların...