balikci-teknesi_3

Bazı şeyler tırnak içerisinde yenilir. Örneğin balık ekmek… Balığı pişirip, soğanla, marulla ekmeğin arasına koyup yemekle Eminönü’nde bunu yemek aynı şey değil gibi gelir insana. Çünkü öyle hissetmemiz istenilir. Tüketim çağının tüketim toplumları artık bir ‘tırnak içinde’ yaşama toplumlarına dönüşmüşlerdir. ‘Boğazda balık yemek’, “Kadıköy’de kokoreç yemek” ne bileyim, ‘Ortaköy’de kumpir yemek vs… Saydıklarımız artık sadece bir balık, sadece kokoreç, ya da kumpir değildir. İşin içine ‘bir mekânı var kılmak’, orayı tüketmek, orayla var olmak da girmiştir ki bir nevi sos işlevi yüklenmiştir bu söylemlere. Çünkü ne lezzet, tat, ne de kalite, tırnak içinde yazılmayanlardan daha fazla ya da farklı değildir. Sadece algıda bir marka haline dönüşmüşlerdir, o kadar.

Ben de az önce tırnak içinde bir balık ekmek yedim; “Eminönü’nde…”

Sandalda satanlar müşterilere hizmet vermeye yetişemezken, kenardaki dükkânlar aynı balığı, aynı fiyata aynı kalitede satmasına rağmen daha tenhaydı. Oraya gidip bir masaya oturabilir, balığınızı nasıl istediğinizi söyleyebilir; yedikten sonra lavaboya gidip ellerinizi yıkayabilirdiniz. Bu imkânların hiçbiri sandal satıcılarında yoktu. Peki, ne olmazdı o dükkânda, kâğıda sarılmış balık ekmeğin yanında? Söylem. Bu kadar basit. Kendini, fotoğraflarda, televizyon ekranında gördüğünüz manzaranın içinde bulamamak… O sandaldan ben de yedim geçenlerde diyemeyecek olmak. Modern insanın gerçeklik ve keyif algısının şekillenişi tamamen böyle. Ne daha çok konfor, ne daha fazla kalite isteği… Bunlar yönlendirmiyor kişileri. İnsan, kendini bir resmin içinde duyumsamak ve o resim ile varlığını olumlamak ve bu yöndeki açlığını doyurmak üzere sürükleniyor o resimden bu resme. Bir gün Roma’da Aşıklar Çeşmesi’nde, bir gün Paris’te, Eyfel Kulesi’nin önünde… Görmek değil, görüntü içine girmek; tatmak değil, tattığını söylemek; keşfetmek değil, en kısa yoldan varacağı manzaranın varlığını tüketmek…

Tomris Uyar bir yazı yazmıştı; Tüm Tırnaklar Havaya diye… Daha samimi bir yaşam sürmek için mücadelemiz, tırnakların havaya kaldırılmasına; tırnak içinde bir yaşam yaşamayı, tırnak içinde bir toplum olmamızı önlemeye yönelik olmalı belki de…

Gülşah Köksal
21.11.2015, İstanbul

1 Yorum

  1. Ne kadar güzel ifade etmişsiniz. Kendini bir resmin içinde hayal etmek. tam da bu çoğu şeyin tadını çıkaramayışımızın onu yeterince güzel yaşayamayışımızın nedeni. Kaleminize sağlık. Müthiş ve çok haklı tespitler.

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.