Var ya da Yok Bilinmezliği

İletken bir bendim, kime dokunsam bulaşırdı hep yalnızlık. Şu anda düşen birkaç kalp kırıcı saldırı planları kafamda beni oyalarken yeniden kaybetmek içindi tüm yarışım. Bir içim sulak mevsimlerde ölümün hasat zamanı yaklaşıyordu zalimce. Kimlik kayıpları arasında faili meçhul terk edilişlerden kaçan birkaç umut fakirin tek güvencesi umuduyken, biliyordunuz hayat gereksizdi. En büyük korkularımızın aslında en çok istediklerimizle bağlantısı olduğunu öğrendiğimizde yaşamaya vaktimiz kalmayacaktı. Bu yüzden yaşamak gereksizdi. Zaten oturup şöyle bir bakarsanız etrafınıza insanlar diğer dünya kavramı için yaşamaya devam ediyorlardı. Cennette yaşamak içindi tüm bu çöplükteki nefes alışımız. Tabi bunlar kimine kesin kimine varsayımsal kime ise yokluktan ibaretti. Ben varsayımsal taraftarıyımdır. Her şey bir varsayımsal üzerine kurulu ya da çoğu şey deyim. İnsanlar bunu görmezden geliyorlar işte. Çoğu inandığının doğru olduğunu düşünüyor. Yıllar önce Galileo dünya yuvarlak dediğinde ona deli muamelesi gösterdiler, inanmadılar; ama dünya yuvarlaktı. Aslında Galileo demeden önceden de yuvarlaktı. Yani gerçekler saf doğru üzerinden bilinmelidir. Kim bilir şu an bilinmeyen; ama yaşadığımız ne doğruları yanlış öğrenmekteyiz. Hep düşünmüşümdür bizden ötesini. Yani yıllar önce TV’nin ne olduğunu anlatsalardı Zeki Müren de bizi görecek mi soruları yöneltilmesi normal olacaktı; ama şimdi kimsenin umurunda bile değil.

Zamanla insan zamanın gerisine itilecek. Ya sonra ne olacak peki. İşte asıl sorduğum soru bu benim kendime. Ya 100 yıl sonra ya da 200, 1000 vb. ne olacak dünyada. Acaba insanlar ne diyecekler bizlere. Bizler her ne kadar da bilimin son noktasındayız desek de, M.Ö. 3500 de yazı bulunduğunda oradaki adamda aynısını söylemiş olabilirdi. Aslında bizler yıllar öncesinin çok çok ilerisinde yıllar sonrasının ise çok çok gerisindeyiz. Yani bizler binlerce yıl sonrasında gösterilecek ortaçağız ya da ilkçağ kim bilebilir. Karmaşık bir durum yani. Acaba daha ne olacak dünyada.

Keşke 100 yıl sonra tekrar doğabilseydim. Belki de ileride bunu yapabilecekler. Canlıların hücrelerini yavaşlatıp onları normalden fazla yaşatabilmenin formülünü bulmak için uğraşıyor bilim insanları. Bulunduğunu düşünsenize. Ölümsüzlük… Ne kadar önemli ki insan hayatında. Yaşamak, sonsuz yaşamak… Her gün bu haksızlığın olduğu dünyada hadi bunu geçelim insan öleceğini bildiği için yaşıyor ya ölmeyeceğini bilseydi yaşar mıydı acaba? Bu yüzden Cennet ya da sonsuzluk kavramları çokta güzel bir şey gelmiyor bana. Düşünsenize her istediğini yapıyorsunuz. Ne tadı kalır ki isteklerimizin. Yaşlanma yok, zamanını boşa harcama yok… Korku yok. Kim böyle bir hayat ister ki? Şu an ölümü bildiğimiz için sonsuzluk güzel geliyor. Cennetin bu tarafını kimse düşünmüyor. Tabi cennet kavramının insanların bu dünyada yapamadığı şeylerin diğer dünya adıyla gerçekleştirmeleri (Huriler gibi..) diğer adıyla kafasından uydurmadığını da kim bilebilir sorusunu da soruyorum sürekli kendime. Olabilir. Kimse çıkıp da bana kesinlikle var ya da yok da diyemez. Hadi cennet var diyelim yeniden doğuş hem de sonsuza çok zor bir hayat olacak bence. Hadi yok diyelim. Ee o zaman bu hayatı boşuna mı yaşıyoruz? İşte bu son sorduğum soru yüzünden insanlar kendilerini kandırıp yaşamak için inanmayı kolay yol olarak seçiyorlar. Üstüne bunu yaptıklarının farkında bile değiller… Her sen ne kadar kesinlikle var desen de üzgünüm saf doğru denilen gerçeklikte yani olması gerekende kesinliği varda olamaz yokta… Ama her iki ihtimalde bana göre çok büyük sorunları getiriyor beraberinde…

Serkan Aydemir

Konuk Yazar
Konuk Yazarhttp://www.felsefehayat.net
Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız makalelerinizi themetallords@hotmail.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayımlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır.

POPÜLER BAŞLIKLAR

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Kalemimden Kırık Kelimeler Düşünce

Bazen kendimizi kâğıda bir şeyler yazmak için borçlu hissederiz. Bu hissi en çokta kelimelerimizi kaybettiğimizde hissederiz. O an beyaz bir kâğıda gözlerimiz takılıp kalır....

Hegel ve Heidegger

Filozoflar her şeyden önce şahsına münhasır kişilerdir. Filozofları filozof yapan her şeyden önce onların bu özelliğidir. Bu nedenle filozoflar irfanı, vicdanı ve aklı hür...

Ellerinin

bakireliğinin verdiği ağırbaşlılıkla gözlerini bana dikti. ve.. seni istiyorum (dedi). seni elleri güzel adam. bir piyanistin olabilirdi chopin bile kıskanırdı ellerini piyanoya küserdi belki de şimdi istiyorum (dedi). ellerini saçlarımda yüzümde göğüslerimde... ve şimdi senin SENİN ELLERİNİN olmak istiyorum (dedi) İlkay Beyaz

Ezberbozan Bir Önder: Jiddu Krishnamurti

Jiddu Krishnamurti 12 Mayıs 1895 tarihinde Hindistan’da Brahman bir ailenin sekizinci çocuğu olarak dünyaya geldi. On yaşındayken annesini kaybetti. Babası Theosophical Society adlı bir...

Niçin Müzikten Hoşlanıyoruz?

Müzik nedir? Düz biçimde konuşarak söylenebilecek bir şeyin değişik ses dalgaları ile söylenmesinden niçin hoşlanırız? Müzik niçin keyif veya tam aksi hüzün duygusu verebiliyor? Müzik...

Spiritüalizm Hakkında Bir Kritik

Genellikle spiritüalist ekolün terim ve kavramlarını kullanarak, yine aynı ekolün öğretisini temel almak suretiyle, bu yolda ilerlemek isteyenlere yeni bir bakış açısı kazandırmak amacıyla,...

Dizginsiz Tutkular

Başkaları için yaşamayan kendi için de yaşayamaz: Qui sibi amicus est Scito hunc amicum omnibus esse (Seneka) Kendine dost olan Bilin ki herkese de dosttur. Ama baş görevimiz kendimizi...

Kimlik

Ben de var oldum bütün bu nesneler arasında su gibi, ağaç gibi, ot gibi gerçek. Kimi kanatlar öptü, kimi ayaklar alnımdan, ya sevinçten içerim pır pır; ya...

Susmanın Dili

İlk bakışta yalnızca sessizlikten ibaret gibi görünen bir duruşun dillenişini sözcüklerle betimlemek çok zor. Tıpkı gerçek bir delinin bu durumdan bihaber olması gibi… Susmanın dili,...