When Nietzsche Wept

Nietzsche ağladığında ne olur bilir misiniz?

Ben artık biliyorum.

Bu filmin içeriğinde o kadar çok psikolojik tahlil ve hayata dair ipuçları var ki izlerken gerçekten Nietzsche’ yi tanıyıp ona hayran kalacaksınız. Bu filmle Nietzsche’nin dehasına bir kere daha hayran kaldım diyebilirim. Aşk, acı, tanrı, erkekler, kadınlar ve hayatın içine kök salmış daha birçok şeyi bulabileceğiniz harika bir senaryo.

Aristokrat, sağlam ve güçlü senaryosuyla karşınızda “When Nietzsche Wept”. Sanatsal ve felsefi filmlerden hoşlananlara tavsiye edebileceğimiz filmlerden biri daha karşınızda. Bu film, hayatın bilgeliğine soyunmuş Nietzsche ve felsefesine tam bir kılavuzluk ediyor. “When Nietzsche Wept” Gerçekten felsefi bir jargona sahip… Bir kadının, bir adamın hayatın içinde nelere gebe olduğunu ve kendisini daha iyi nasıl tanıyabileceğine dair eşsiz ipuçlarını gözleri önüne seriyor.

Eğer felsefeye ve özellikle Nietzsche’ye hayransanız bu filmi kaçırmayın.

Can Murat DEMİR

POPÜLER BAŞLIKLAR

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikGood Will Hunting
Sonraki İçerikA Clockwork Orange

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Boşlukları Doldurun: Cemaat Dile Geldi Beyler

Kulağına ezan okunan her çocuk şairdir Müzeyyen: Çocukluğumuz eskiyor beyler… Gidelim buradan? Ne olur kendimize gidelim. Kendimizden geçmeden kendimizin olalım. Ne olur? Ne… Deneyelim en azından. Ne olur ki! En fazla kendimize dönemeyiz. Olur biter. Bismişah Allah Allah! Adını ben verdim yaşını Allah versin Yazmak kolay iş değil çocuk. Önce insanı...

Bir Sanat Olarak Resim Hakkında

Doğanın öz kızı olduğundan ve tüm duyuların en asilini kullandığından, resmin temel sanatlar dışında tutulduğu için şikâyet etmeye elbette hakkı vardır. Ey yazarlar, onu temel sanatlara dahil etmemek bir hataydı, çünkü sadece doğanın işleriyle uğraşmakla kalmaz, doğanın asla yaratmadığı sonsuz sayıda şeye de uzanır... Yazarlar resim yapmanın ilmi...

Kurtar Beni Gece Konan, Kurtar! Gündüzlerden Hoşlanmıyoruz!

Şaşkınlığını gizleyemedi. “Hooop!” Yüzünü buruşturarak, havaya olgunlaştırılmış bir küfür savurdu. Küfür büyümüştü artık. Varlığınızı da… yokluğunuzu… da… hepsinin alayını… Kurtar beni gecekondu, binaların sırnaşık duvarlarının soğukluğundan kurtar! Kendime gelemiyorum görmüyor musun! Kayboldum kendi içimde! Bir ara ver tüm işlerine. Bul beni! Bu küfürler ölünün arkasından bile söylenmez. Ne hazindir...

Kumarbaz Ruhumun Tövbesi

dünya bazen ağlamaklı dürttü beni makyajı akmış bir fahişeyi uykusundan uyandırır gibi akıttı üzerime biriktirdiği nefreti hayat her seferinde aklımı çelip gitti soluksuz bir adamın son isteğini terk etti ceketsiz dolaşan üşütük serseri acı benim adımı göklerden sildi çünkü her organım asiydi iç güdülerim coşuyordu hoyrat bir nehir misali sorgusuz celladım ipimi çekti tereyağından kıl çeker gibi can...

Tellere Takılan Hayaller

Tellere takılan bir uçurtmanın hayallerle ilgisi olabilir mi? Avutan hayaller ne zaman bir engelle karşılaşsa hep hayat kötülenir. Peki insan? Suçsuz mudur? Hayatı sürükleyen ve onu yaratma gayretinde olan insan neden pes eder? Hayat pes edenlerin midir? Yoksa engellere rağmen devam etmek midir? Uçurtma ve gökyüzü tam bir...

Nymphomaniac Vol. I-II

Birçok ülkede yasaklanan ve sansürlenen Lars von Trier’in ses getiren filmi "Nymphomaniac" bence gerçekten de izlenmesi gereken bir yapım. Lars von Trier'in önceki işlerini de bilen ve takip eden biri olarak, bu filmin, yönetmenin ustalık dönemine rastladığını söyleyebilirim. Öncelikle şunu ifade etmeliyim film salt olarak bir kadının seks...

Ölçü

İnsan elinde ne illet var ki, dokunduğunu değiştiriyor kendiliğinden iyi ve güzel olan şeyleri bozuyor. İyi olmak arzusu bazen öyle azgın bir tutku oluyor ki, iyi olalım derken kötü oluyoruz. Bazıları der ki, iyinin aşırısı olmaz, çünkü aşırı oldu mu zaten iyi değil demektir. Sözcüklerle oynamak diyeceği...

Damlalar

Kalabalık bir latin gecesi olacağı önceki gün yapılan "canlı müzik" duyurusunda belliydi. Müziğin ritmiyle ruhunu tüm uzuvlarını kullanarak dışarı yansıtmanın hoparlörle veya tükürüklü bir mikrofonla ilgisi yoktu benim için. Nereden gelirse gelsin, içine işlemesindeydi bütün sihir. Ne var ki öyle ya da böyle sanki King Kong binayı yerinden...

8 Boyutlu Kâbus

İnşa edildiği günden beri her yaz gidip ahşap banklarında oturduğum, oynayan çocukları seyrettiğim ve de en önemlisi o çok sevdiğim, dinlendiklerinden, izlendiklerinden haberleri olmadan oynayan çocukların sesleriyle arada bir kafamı kaldırıp gördüğüm şen yüzlerine bakıp kitap okuduğum bir çocuk parkını sırf oturduğum semtin meydanında, yani ilçenin en...