Boşluklardan

Boşluklar doldu rüyalarıma birer birer kaybettiğim her hayalimden sonra. Beni korkutan boşluklar. Kendimi kaybettiğim labirentler…

Dolandıkça ve koştukça içinde düşüp kırdım dizlerimi korkumun boşluklarında. Rüyalarımı yitirdiğimi gördüm, Araf’taydım. Acı ve sevgi arasında denge kurmaya çalışan bir ip cambazının tedirginliğini taşıyordu yüzüm. Dengede durmaya çalıştıkça daha bir düştüğümü hissetim. Bıraktım kendimi. Hayallerimi terk ettim, yüzüme kederimi astım, tedirginlik doldu kalbime. “Yok”, olmak mıydı? Yoksa “Var”, olmak mıydı? İçimdeki boşluklar. İnce çizgiler sınırındaydım sonra kendimi bir an uçurumun kenarında buldum, ayaklarım belli ki bir intihara kalkışıyordu, ellerim titriyordu, gözlerime uzaklığın yorgunluğu çökmüştü. Tek ayaküstünde beklide hayatta kalmak için yürüyordum dengede. Düşecek korkusuyla hızlandı birden adımlarım. Yere bakamazdım çünkü beni bekleyen boşluklar vardı ama biliyordum ya gidecektim ya da kalıp bu korkuyu hep hissedecekti ayaklarım.

Hayatta gitmeyi tercih ettim. Kendimden, korkularımdan, boşluklarımdan kaçmak için gitmeliydim. Kendimi toparladım bir an, kollarımı tıpkı bir kuşun kanatları gibi sonuna kadar özgürce açtım, tedirgin yüzüme bir tebessüm geldi, ayaklarımı özgür bıraktım tıpkı ölümle son dansını edercesine. Derin bir nefes aldım, bu hayatın son nefesini çektim içime, gülüşleri, acıları, intikamları ve varlığımı çıkarıp attım cebimden hiç biriyle gitmemeliydim. Bu hayata ait olan ne varsa bırakıp gitmeliydim çünkü. Sonra işte sonra intihar ettim. Ayaklarım boşluklardan intihar ederken bir huzur doldu kalbime. Çılgınca bir ölümdü. Beni delirten hayata en güzel cevabımdı. Gittim. Bu hayatın boşluklarında kaybolmamak için gittim. Hiç kimseye hesap vermeden çekip gittim boşluklardan…

Sonya Bayık

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikSenden Boğuluyordum
Sonraki İçerikAşkım, Katilim

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

My Son, What Have Ye Done

Her şey antik bir Yunan oyunuyla başlar. Bu oyunla kendisini özdeşleştiren bir çocuğun öyküsü; My Son, My Son, What Have Ye Done. Neden bütün dünya bana tepeden bakıyor! Neden bulutlar bana tepeden bakıyor! O sadece iç sesini dinleyen yalnız bir adamdı... Cinayet filmi gibi başlayan My Son, My Son, What...

Dirilmek İsteyen İsa’lar Var Ruhumda

Üzgünüm, Katran soluyarak çürüttüğüm ciğerim Kollarımda ölen bahar Asma bahçelerinden yere dökülen üzüm sessizliği Gövdemi parçalara ayıran balta adına Hepinizden özür dilerim. Oysaki; ölümü çoğaltan bir karbon kâğıdıydım ben. Yusyuvarlak bir acının, boşluğa düştüğü kanatsız bir kuş! Yuvalarına çökmüş bir uykunun Göze döküldüğü kan damlalarından Sığ hayallere sıçraması gibi Baygın tedirginliğim. Sonsuzluğun içinde ılık bir sensizlik benimkisi, İstençlerimi elimden alan...

Creep

Creep, metro tünellerinin ne kadar tehlike arz edeceğini gözler önüne seriliyor. Ucubelerin yaşantılarını konu edinen birçok film var piyasada. “Creep” bunlardan sadece biri. Kısacası orijinal olmayan bir hikayeye sahip diyebiliriz. Fakat gerek mekanların farklılığıyla gerekse modern hayattan kopuk bir alanda geçmesi belki birazcık fark yaratmış diyebiliriz. Film, Londrada bir metro tünelinde...

Köprü ve Adam

Köprü ve suyun bir adamdaki yansıması nasıldır sizce? Bir köprünün ayaklarına sarılan yosunlar kadar hüzünlü müdür? Ya da suların inadından bıkan sütunlar gibi midir? Yalnızlık ne kadar samimiyse bu cümleler de o kadar içtendir... Bu resim ne kadar gerçekse adam da o kadar yalnızdır... Her ne kadar bu...

Trans ve Tarihçesi

G. Lapasade’nin çok zor bir çalışma olan bu denemesi fizik ve fizik üstü arasında mevcut olan ilişkinin pek küçük bir kesitinden söz etmektedir. Kitapta trans hakkında genel bir malumat verildikten sonra sıra ile iki tür trans biçiminden söz edilmektedir. Bunlardan birincisi “Şaman tipi trans; ikincisi de trans’ın...

Erotik Şarkılar

gözlerim kapalı bir pazartesi akşamında vücudunun bütün hatları odamın içinde gezer izlerim, içimden sıcak bir iklim geçer ve aynı günün ateşi vurur uzuvlarına sonra birden görünür, bezgin, miskin bir şehir tuhaf kafalar güzel içkiler verir hayat adamların ciğerlerine kuvvet ve bir kışkırtıcılık kadınların bakışlarında masalsı ahenkler başlatır bedenin bir musiki duyarım, aşkla, meşkle dolu sevişmeler, ilk seferin...

Doğanın Yorumlanmasına Dair

Denis Diderot, editör, romancı ve felsefenin genel problemleri üzerinde düşünen bir yazar olmasının ötesinde, fevkalade başarılı bir bilim araştırmacısıydı. Nitekim, çok sevgili ansiklopedisinin bilimsel keşifler ve teknolojik oluşumlara ilişkin maddelerine vücut veren sayısız makalesini kaleme alırken yaşadığı bilimsel derinleşme süreci kadar, kendisini ilgilendiren ve haz veren uğraş...

Kitaplık ve Okuma

Evde bulunduğum zaman hayatım daha çok kitaplığımda geçer; oradan ev işlerini yönetmek imkanını da bulurum. Giriş kapısının hemen üstündeyim; hem bahçeyi, kümesi, avluyu görürüm, hem de evimin öteki bölümleri içinde sayılırım. Hiçbir düzene uymadan, hiçbir amaç gütmeden bir bu kitabı, bir şu kitabı karıştırırım; zaman olur hayal...

Meselemi Hiç’e Bıraktım

Nedir benim olması gereken! Öncelikle iyinin meselesi, sonra Tanrı'nın, insanlığın, gerçeğin, özgürlüğün, hümanizmin ve adaletin; dahası halkımın, kralımın, anavatanımın; ve nihayet tinin ve binlercesinin. Sadece benim meselem asla benim olmamalıdır. "Yuh be, egoiste bakın, sadece kendini düşünüyor!" Meseleleri için çalışmamızı gerekli bulan, hatta canımızı feda etmemizi ve meselelerine hayranlık duymamızı...