Yoga

Yoga hakkında herkes az çok bir bilgiye veya önyargıya sahiptir. Ama genelde ön yargıya. Yoganın öğrenilmesi ve uygulanması yoluyla beden ve ruh disiplinin vermekte olduğu gücünün bir kısmı elde edilir. Yogaya aslında doğada gelişmiş hayat bilmi de diyebiliriz.
Kitabın bölümlerine geçtikçe bütünüyle müteala etme imkanı olacaktır.

BİRİNCİ BÖLÜM
a) Beden ve Akıl Sağlığı:
Eksiksiz bir sağlık zamanımızda çok enderdir. Vücut sağlamlığı sağlığın yalnızca bir yönüdür. Vücut sağlamlığına bir de dimağ zindeliğini eklemek gerekir.
İnsanlar genelde sistem iflas edince hastalığını anlar ve bir hekime koşarlar. Aslında hastalığın kökünü kazımak için bir şeyler yapmak lazım. Yoga doğuda bunu gerçekleştirmek için bir yol olmuştur.
Yoga ile uğraşanlar isteğe göre nerede ve ne zaman olursa olsun tıpkı akümülatörlerin doldurulması gibi yıpranmış sinirlerini kuvvetlendirerek gerilmiş adalelerini gevşetmeyi öğrenirler. Aslında insanoğlunun vücudu 175 yıl yaşayacak biçimde yaratılmıştır. Ama biz bundan çok uzakta bulunmaktayız.
Atom çağını yaşayan dünyada ruh ve bedenin birbirine bağlılığı daha yeni telaffuz edilmeye başlandı ruhu yıkan şeylerin bedeni de yıktığı yeni keşfedilmeye başlandığı.
Ruhun sıhhati bedenin de sıhhati demektir.
Eğer beyniniz ağırlaşmış ise vücudunuz da ağır ve tembel durumda kalacaktır.
Yoga kişiyi düşünce otomatizminde kurtarıp kişilik bağımsızlığının gelişmesini hedefler. Çevremizi kuşatan karmaşa içinde şaşkına dönmememiz için yol gösterip çekip kurtarmayı hedefler. Kişinin iç dünyasını tanımasını parmağını kontrol eder gibi iradeyi de kontrol edebilmeyi öğretir. Çekingenliklerde, komplekslerden kurtulmayı öğretir. Hiç bir din yoganın kural ve düzenleriyle ters düşmez.
“İbadet nedir? İbadet sonsuz derecedeki ruhsal amacından başkaca, genellikle hareketsiz kalmayı gerektiren bedensel ve zihinsel dinlenme ve beynin her türlü başka fikrilere kapalı kaldığı süre için de yalnız Allah (cc) üzerinde düşünce toplama değil midir? Vücudu belirli zamanlarda zorunlu bir dinlenmeye yükümlü kılan oruç da böyle değil mi?”

b) Prana ve Akışkan Beden:

Batılılar ancak gördüklerine inanırlar. O halde kendi kendine yeten bir bütün meydana getirmek için doğa tarafından istenilen düzen içinde olarak bedenimizin hücreleri arasındaki birleşmeyi sağlayan nedir?
Bu rol varlığımızın iç kısmına etki etmek üzere dışarıdan aldığımız doğu biliminin Prana adı verdiği bir yüce özgüdür.
Bir yogi pranayı şöyle tarif eder: ” Sonsuz, her yerde hazır ve nazır olan evren gücünün bir belirtisi.”
Bilim adamları atmosferde bütün canlıların yaşaması için gerekli olan bir gazın varlığını keşfediyorlar. Arone ismi verilen Ozon gazının bir izotopu. Dr. Curry bu gazın insanların hayatını düzenlediğini ve kaybolması halinde yeryüzünde bütün insanların yıkılacağı sonucunu çıkarmıştır. Yoga beyni ve bedeni besleyen “Plus X Solunumu” üzerinde durur. Prana solunumu basit bir solunum değildir. Aslında prana, bütün biçimleriyle belki de elektrik kaynağıdır. Yogiler prananın polarize olduğunu yani (+) ve (-) prananın olduğunu söylerler. Pozitif prana sağ burun deliğinden, negatif prana da sol burun deliğinden solunmaktadır. Bu anlatıma belki de gülenler çıkmıştır. Ama 1905’te California Tıp Kolejinde insan akciğerinin elektrik akımı yaydığını bulmuştur. Solunum yoluyla havadan alınan pranayı maddi beden kullanmamaktadır. Bu prana, yogilerin “Akışkan beden” dedikleri varlığımızı yani biçimimizi yaşamsal enerjiyle beslemektedir.
Akışkan beden normal olarak gözle görülmez olmasına rağmen o da beslenmektedir. Nafakası yediğimiz besinlerden oluşup Apana denilen bir tür Pranadan almaktadır. Apana yediğimiz hayvanlardan bitkilerden oluşmuş akışkan beden olan alt Pranadır.
Akışkan bedene iyi veya kötü etki eden her şey maddi bedene de etki eder. Nezle, burun etleri ya da yapısal bozukluklarda burun deliğinizden bir diğerinden daha geniş şekilde soluk alırsanız akışkan nedenlerden voltaj düşer, rahatsızlık harekete geçer.
Sol burun deliğinden yeterli soluk alamama erken ihtiyarlamaya yol açar.

c) Solunum:

Solunum burundan yapılmalıdır. Burundan yeterli solunum alamama sinirlilik doğurur. Ağızdan soluk almada boğaz kurur, hava filtre edilemez ve insana hastalıkların pençesine atar. İnsanın havaya gereksinimi sudan, besinden, uykudan daha fazladır.
Batılı için soluk alma yeterlidir. Oksijenin noksanlığı fazla alkol almanın ortaya çıkardığı duruma oldukça benzer.

Her soluk alışta ciğerleri daha fazla doldurmak gerekir. Dinamik solunum günlük randımanı artırır. İnsan günde 22000 kere soluk alır. Soluk almayla kan dolaşımına oksijen sağlanır; nefes vermeyle kan karbonik asitten temizlenir.

Dinamik solunum enfeksiyona karşı dayanıklılığı artırır. Solunumu kontrol etmek doğaldır. Kısa mesafe koşucuları (100m.) dinamik solunumu kullanırlar. Mesela Cesi Owens 100m. koşusunda depar atarken soluğunu tutmuş ve rekorlar kırmıştır.

İKİNCİ BÖLÜM: EKSERSİZLER

Yogada mucize diye bir şey yoktur. Yalnızca tekrarlama biçimiyle irade gücüne dayanan mantıklı ve iflas etmez sonuçlar vardır.

a) Kas Yumuşaması:

Aslında insanların çoğu dinlenmeyi bilmez. Dinlenmek için koltuklara otururlar ama genelde yorgun kalkarlar. Bunun nedeni biçimsiz oturmadan ileri gelir. Aynı zamanda yürürken kas yumuşaması düşünülmelidir. Bir çok insan kısa ve düzensiz adımlar atarlar.
Üzerinizde olabildiğince hafif elbiseler bulunmalıdır.
Hava vücudun etrafında rahatça dolaşabilmeli.
Dişlerinizi kesinlikle sıkmayınız.

b) Solunum Eksersizleri:

Burada düzenli ve kaliteli solunum üzerinde durulmaktadır. 11 çeşit soluk alma eksersizi vardır. Bu eksersizler vücuda prana enerjisiyle doyurmayı öğretiyor.

c) Kasılma Eksersizleri:
Burada 22 çeşit eksersiz gösteriliyor. Bunların bir kısmı namazda var, bir kısmı da sporda ısınma hareketleri olarak gördüğümüz şeyler. Bunların hepsinin iç organlara tesiri var.
Uç konsantrasyonu ise başdaş kurarak yapılan lotus oturuşudur. Burada bel dik tutulur. Hem böylece eksersiz yapılmış olur hemde konsantrasyon sağlanır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

a) Fiziksel Sağlığı Koruma:

Fiziksel sağlığı korumada günlük banyo çok faydalıdır. Özellikle sabun kullanarak derinin ovulmasıyla ter gözeneklerini açma hareketi çok önemlidir. Bir insan günlük normal olarak 1.5 litre teri dışarı atar.
Elbiseler: Rahat ve geniş olmalı.
Havalandırma: Bulunan mekanın havalandırılması çok önemlidir. Evi fazla ısıtmamalı. Hava akımları insan için çok zararlıdır. Daima saf hava solunmalıdır. Ağırlık olmadan sıcaklığı hava akımı olmadan havalandırmayı sağlamalısınız.
Yogiler diş fırçası yerine incir filizi kullanırlar. Sabah kalkınca ağız ve dil yıkanmadan bir şey yenmemeli.
Burun sağlığı için su çekerek burun temizlemesi yapılır.

b) Besinle Sağlık Koruma:

Şifa verici olarak bal, ham şeker, sarımsak, siyah zeytin yenmelidir.
Yeşil sebze ve taze meyve çokça yenilmelidir. Bunlar doğal olmakla beraber kanı temizler.
Baharatlı, bol salçalı ve ayrıntılı şeylerden kaçınmak lazımdır. Eğerki çabuk yemek yeniyorsa bunun dişlere zararı çoktur. Yemekler çok iyi çiğnenmelidir. Acıkmadan yemek yememelidir. Yemeği saate bağlamaktan kaçınmalıdır. Çok heyecanlı ve sinirli olunca kesinlikle bir şey yenilmemelidir. Sabahları az yemeli mümkünse hiç yememeli.
Ayda bir kez mide dinlendirilmeli. Vücut rahatsız olunca kendisi birşey yemek istemez, bu içten gelir (hastaların durumu). Bunu iradi olarak da uygulamak gerekir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: RUHİ SAĞLIĞI KORUMA

a) Dinamik Konsantrasyon:
Kişi önce her şeyin üstesinden gelebileceğine inanmalıdır.
Kontrol edilmemiş ruhi durumlar zarar veririler.
Her sıkıntı basit bir toplu iğne batmasıyla başlar, bir mızrak saplanması gibi sonuçlanır.
Tasalar sizi alçalmaya ve hatta yılgınlığa götürebilir. İçine kanmış olan saplantı sizi öldürebilir. Bunlar kesinlikle yok edilmelidir. (Kin, kıskançlık, aşağılık duygusu vb.)
b) Zihinsel Dünyanın keşfi:
Beyin felci ruh felci kadar var olan bir hadisedir. Zihin dünyasını keşfedip sıhhati için gayret çok elzemdir.
c) Dinamik Konsantrasyon:
Dinamik konsantrasyon için zihni bir şeye odaklanabilmeye alışmak lazımdır. Mesela bir çiçeği düşünmek veya bir buğdayın ekilmesini büyümesini, hasadını zihni odaklayarak düşünmek, bir gün önce yaptığımız şeyleri hatırlamaya gayret etmek gibi.
Kendinize günlük bir program tespit ediniz. Her gün aynı saatte yaptığınız standart bir işiniz olsun. Buna alışmaya çalışın.
d) Şakralar Üzerinde Solunum Konsantrasyonu:
Solunum-konsantrasyon eksersizleri kaynağı sinir olan hastalıkların giderilmesine ve eğer sebat gösterilirse gerçek yeteneklerin kazanılmasını sağlar.
Şakralar sinir merkezleridir. Vücutta 7 tane sinir merkezi vardır. Bir boksör vücudunun bu bölgesine kuvvetli bir yumruk yiyince yere yıkılır ve ayağa bile kalkamaz.
e) Dinamik Konsantrasyonun Deneysel Uygulaması:
Kişi doğal gücünü geliştirmek için aklını kullanması gerektiğini öğrenmelidir. Zihin kontrolü için gayret sarf edilmelidir.
Kaygılarınızın listesini yapınız ve kafanızdan kovunuz.
Zihin sıcak bir yerde daha iyi çalışır.
Belleği geliştirmeye gayret etmeli. Mesela alış-verişten sonra her malı aldığınız dükkanı, sokağı hatırlamaya çalışma eksersizi faydalı olacaktır.
Aşağılık duygusunu yok etmeye gayret etmelidir.
Ben bunu yapamam demeyin. Bir Çin atasözü: “Bir aptalın yaptığını bir başka aptal da yapabilir der.” Her fırsatta bu duygunun üzerine gidilmelidir.
Az konuşmaya alışmak lazım.
Ruhi gelişmek için sessizliğe her gün biraz zaman ayrılmalıdır.

ONBEŞ KURAL

1. Başkalarını incitmeyin, öç almayın
2. Yalan söylemeyin
3. Hırsızlık yapmayın
4. İffetli olmaya çalışın
5. Alçak gönüllü olun
6. İlimli olun
7. Başkalarının sıkıntılarıyla ilgilenin
8. Fiziki bünyede olduğu kadar ahlakta da güzellik arayın
9. Başarıyla gururlanmayın
10. Mütebessim olun
11. Kendi kendinize güvenin
12. İyilik sever olun
13. Düşünceyi mükemmelleştirmek için okuyun
14. Konsantrasyon eksersizi yapın
15. Doğru yolda iseniz kararlı olun.

Desmond DUNNE
Yayınevi: İnkılap ve Aka Yayıncılık

POPÜLER BAŞLIKLAR

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikEski Evler
Sonraki İçerikTrans ve Tarihçesi

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Felsefe, Çanta ve Şeytan

Ah felsefe, etinle keminle benim malımsın. Öyleyse inancın ve tanrının olduğu bu yolda bana kim dur diyebilir! Ey putların diyarı, ey inancın düşmez kalesi, kim seni bu hale soktu, kim seni sana karşı kışkırttı? Söyle! Söyle! İnsan neden bu denli saf ve budala! Küfrün icabında, karanlığın duasında hangi...

Dünyaca Ünlü Filozoflar İstanbul’da Buluşacak

Uluslararası Felsefe Enstitüsü’nün her yıl farklı bir ülkede düzenlediği Uluslararası Felsefe Günleri bu yıl İstanbul'da Caddebostan Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek. Uluslararası Felsefe Enstitüsü’nün her yıl farklı ülkelerde insanlığı ilgilendiren önemli konulara felsefeci gözüyle baktığı kongre organizasyonuna bu yıl İstanbul ev sahipliği yapıyor. Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek kongrenin...

Yazmak Avuntu Sözü

çare yalın artık yazmak avuntu sözü. çok zamanların geçmemişlik hali… unuttuğum bir çok şey var, sesin değilmiş ancak! umut kapılarında sen, yıldızlı bir gecenin uykulu gözleri gibi. serpilen ifadeler, toplamakla bitmeyen hisleri. bu günlerde yağmur kol geziyor, şehir biçare tutsak! kuşlar aynı gökyüzünde mavilikten uzak, tekil çokluklarıyla… sıralanmış yalnızlıklar söyleyeni  meçhul, sözleri bilinen avuntularıyla. elleri kadar bir kadın, güzelliğin çıplak aynasında… kuşku her yerde...

Hayyam Rubaileri -IV-

61. Ben kadehten çekmem artık elimi; Tutmam senin kitabını, minberini. Sen kuru bir sofrasın, ben yaş bir sapık: Cehennemde sen mi iyi yanarsın, ben mi? 62. Eşi dostu verdik birer birer toprağa; Kiminden bir taş bile kalmadı ortada. Sen, yorgun katır, hala bu kalleş çöldesin: Sırtında bunca yük, yürü bakalım hala. 63. Gözüm, kör değilsen, bunca mezarı gör; Dünyayı...

Acılar Masal Olsun

Küfür gibi terk ettin. Karakterine yakıştı sevgilim. Kimse senin kadar ana avrat düz gidemezdi. Benden sonraki durakların kimler acaba? Kiminle kan kırmızı gecelerin ardından, bembeyaz sabaha kalkacaksın? Peki, ben kime anlatacağım yokluğunu? Düpedüz soygun senin bu yaptığın. Kendini benden bir anda alıp gitmen hiç adamlığa sığar mıydı?...

Hiç Gözüyle Edebiyat

Kim dolduruyor edebiyatı anlamla? Edebiyat, bir edebiyat küre içinde olup bitiyor. Edebiyat kürede, yazarlar, okurlar, eleştirmenler, kitaplar, dergiler, onların elektronik ortamda kopyaları, yayınevleri, dağıtım şirketleri, kitabevleri... bulunur. Edebiyat küreyi anlamla dolduran bunlardır. İnsan anlam vererek, anlamlar alarak, anlam alış-verişi içinde, anlamlarla yaşıyor. Edebiyat, edebiyat kürede, edebiyat küreyse, anlam...

Lacrimosa: Akan Göz Yaşları

Requiem (ayin) boyunca zihninde dönüp duran tek yakarıştır bu: "Madem bana Mozart’ınki gibi bir yetenek vermedin, onu anlamamı sağlayacak zekâyı da vermeseydin" İçine girildiği andan itibaren varlık gerçekliğini yutan bu delilikten kurtulamamıştı yaşamı boyunca. Dehanın da tıpkı kötülük gibi eşit verilmediğinin bilince çıkışını tetikleyen tek bir ses, tek nota vardı...

Kimse “Genç” Olmak İstemiyor!

Şiirde yaşça “genç”lerden medet umma dönemi kapandı! Evet bu iddia (Hatta özgün bir önerme olarak da adlandırılabilir.) biraz mantıksız gelebilir; ancak son yılların şiir bilançosu beklediği kırılmayı yaşça gençlerde bulamamıştır. “Yaşayan en genç şair” diye adlandırılan İlhan Berk bu iddiama gösterilecek en doğru örnektir. Yaş olarak genç...

Yeni Yetme Bir Feveran: Unutulmuş Bir Köy Sergüzeşti

…DİŞLERİNİN ARASINDAN YIRTILARAK ÇIKAN BİR CÜMLE KARANLIĞI DELİP GEÇTİ: -PRATİĞİN FENDİ, TEORİYİ YENDİ! Eski zamanlarda.. Çocukluğumun unutulmaya hevesli hatıralarında, yoldaşlığı körebe oyunuyla karıştırmayalım diye abilerimiz sokak duvarlarına bu cümleyi yazdırırlardı: “Biz buradayız, kafamız güzel ama sizleri hala -her şeye rağmen- seviyoruz.” Doğru söze ne hacet! Dünya hala yerindeyse bunu...