Ölüyü Hep Dışarıya Gömeriz

ölüyü hep dışarıya gömeriz
zira ölüm başkalaşmaktır
başka birine benzemektir
her benzeyen aynı zamanda ölüdür de
bu yüzden benzer ölüler aynı yere gömülür
dışarıya ite kaka
can çekişmektir
toprağın tecrübesiz bağrında
bu yüzden nefes almayı sürdüremez
kör sayar kendini
düşmanlaşan boşlukta
ölüyü dışarıya atarız onu dışarıda bırakırız
sanki hiç yaşamamış gibi
küfür etmemiş sevişmemiş
kupkuru bir yakarışın çetin imtihanında
bu yüzden ölüleri defederiz evin dışına
hiç kimseye ölüm bulaşmasın
hiç kimse ölüme bulaşmasın diye
bulaşılacak bir ölü olmasından korkarız aslında
halbuki bir ölünün yeteneği nedir ki
mezartaşlarıyla muhabbettin ötesinde
işte tam da bu yüzden ölüleri dışarıya gömeriz
yalnızlıkla zamanı iyi çarpabilelim diye
ölüyü bu yüzden dışlarız
içimiz kokuşmuş
ıslak bir kefen gibi
kokar ellerimiz
sessiz uzun bir çığlığın
sevgisiz yumuşak tabutunda

ölüler hep dışarıda
ölüler hep orada

Can Murat Demir

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Özgürlük Üstüne

Özgürlüğe öyle düşkünüm ki, koca Hindistan'ın bir köşesini bana yasak etseler dünyanın tadı kaçar neredeyse. Hiçbir yerde saklı, eli kolu bağlı yaşamak da istemem,...

Kadının

Kadının, Yüzündeki birkaç damla suyla rüzgar öpüyor yanaklarını soğuk dudaklarıyla Kadının Ruhu titriyor gibi soğuk havada endişeli hayallerini yama yapmış çoğu yarasına Kadının Sonbaharı buymuş meğer: Zaman karanlığa akarken ağır kokulu, sıcak dört duvardan kaçıp pak soğuğa kavuşması...

Anladın mı?

Hicran destanını kendinden oku, Mecnundan duyupta rivayet etme, Aşkın leylâsını gördünse söyle, Söz temsili bulup hikâyet etme, Yüz bin leylâ doğar âlemde her gün, Senin aradığın zevk, safa, düğün. Tutacağın...

Hicran Rüzgarı

Hicran rüzgarıyım, işkence seli Kuşandım sevginin intizarını Mecnun, yüreğine saldığım deli Bitmeyen bir aşkın ihtirasını Hicran rüzgarıyım; alevden tahtım Benliğim hasretle büyüyen bebek Kerem' i Aslı' nın "ah"ına yaktım Kanatlarım ateş...

Yalnızlık

Yalnızlık çok konuşmak mıdır? Çok susmak mı? Kendi başına çok konuşmaktır bazen. Ve belki hep çok susmak. Öyleyse Tanrı bize sesini duyuramadığı için mi yalnız? Yalnızlık Tanrılaşmak mıdır? Tanrı...

İkibin’ e Az Kala

Bir din yeterdi insanlığa Bir sevi yeterdi/ gerçek anlamda. Kitapların eksiği varsa da, suçu yok. Suçu yok aydınlık yetmezliğinin. Suç, ilk egodan beri som, bağnaz tepilerde Anlamadan inanma çelişkisinde/...

Çöplükten Sanat Çıkar mı?

Bazı adamlar vardır kişilikleri yaptıkları işin önünde seyreder. İnsanlar onları kişilikleri ve özel hayatları yüzünden takip ederler. Bu durum çok gariptir. Ne yaptıkları müzik,...

Benim İçin Acı Şudur…

Benim için acı şudur: İlkokul iki ya da üçüncü sınıftayken okullar kapanmış yaz tatili başlamıştı. Isparta’nın tuhaf bir sıcağı ve kuruluğu vardır yazları. Özellikle öğle...

Derrida ve Filozofların Hayat Öyküleri

Size şu anekdottaki soruyu sormak istiyorum. Biyografi konferansınızda Heidegger'dan alıntı yaparak Aristoteles'in hayatının şöyle özetlenebileceğini aktardınız: "Aristoteles doğdu, düşündü ve öldü." Sonra Marguerite (Eşi)...

Beceriksiz

Bir seni seviyorum iki seni seviyorum Üç seni seviyorum Seni çokça seviyorum Bunu söyleyebilmek için varımı gücümü sarfediyorum Arzu edilen bir incelikle Dünyada bilemedim ben o en küçük şeyi Arzu uyandırmayı Uyandırmayı...

Münzevi Ruha Dair

Şurası kesin ki, o, insanlardan ve bilindik dünyadan, yaşamdan uzak bir vücuttu. Arzuladığı tek şey nasır tutmuş değer yargılarıyla savaşmaktı. (yalnızlık, sadelik ve en...

Özgür Birlik

Orman ateşi saçlı karım Isı şimşeği düşünceli Kaplan ağzında susamuru bel’li karım En iri yıldızlar demeti ağızlı kokart ağızlı karım Ak toprak üzerinde ak sıçan izi dişli karım Amber...

The Elephant Man

Bir Lynch filmi daha…”The Elephant Man” Victoria çağındaki İngiltere’de geçiyor. Dar sokaklar, veba, karanlık bir yüzyıl harika tasvir edilmiş. Ve tabii ki yine Lynch...

66. Sone

Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni, Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez. Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini, Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz, Değil...

Sebeb-i Telif

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız yaprakla yağmurun aşkı meselâ kim olsa serpilen coşturuyor bizi imreniyoruz başkalarının mahvına. Yağmur mahvoluyor çarparak kendini parçalıyor mâşukunun açılan kıvrımında yaprak dirimle irkiliyor nazlı ve mağrur silkiniyor...