sanatsal-siir-nedir

Sanat, insanın kendisini eksiksiz şekilde ispatladığı ve bunu haklılaştırdığı, kısacası kendisini tanrı olarak gördüğü andan itibaren başlar. Her şeyi görünür kılmanın en iyi yoludur. Bütün insanlığa ait olan hayata dair hesaplaşmaların, kavgaların, derinliğin dile getirildiği bir atmosfer, bir komplekstir. Bütün bu oluşlar birçok alt sanat yaratımlarında mevcuttur.

Bunlardan biri de şiirdir. Şiir, bir şey yaratmanın bütün rahatsızlığıyla dolu olan üretken, etkileyici, estetik bir hayat formudur. İşte bu değişken ve bir o kadarda sarsıcı yapı, kendi içerisinde doğayı, insanı, evreni, olguları, umutları, duyguları eleştiren, tasarlayan, yapıp bozan bir felsefi derinlik içerir. Felsefe sanat ilişkisi buradan kaynaklanmaktadır. Çünkü çıkış yeri olarak şiir,  her zaman bir felsefeye yâda bir açmaza gebedir, işin özü olarak; felsefe şiirin, şiir felsefenin gerekçesidir diyebiliriz. Şiir felsefenin kestirme yoludur dersek haksızlık etmiş olmayız herhalde, çünkü bu mükemmel ikili birleşince ortaya en karmaşık biçimlerin en sade hali çıkar. Bu hengâme içinde şiir kendi felsefesini içselleştirmek için dili en etkin şekilde kullanır. Biz buna edebiyatta üslup deriz.

Şiir kendi içinde bir sanat eseri meydana getirirken insana ait olan şeyleri kullanır, kısacası uydu görevini üstlenir Şiir insanın iç görünümüdür. İnsandan uzak bir felsefe olamayacağı gibi insandan uzak bir şiir de mümkün olamaz, olmamalıdır; zaten bu son derece anormal olmaz mıydı? Şiir, felsefi anlatımları, sunumları yukarıda söylendiği gibi en kısa, en öz ve en anlaşılır şekilde sunar hayatımıza. Bu açıdan belki bir karşı duruş olabilir fakat katiyen bir durumu koruyan bir muhafazakâr tavır yâda ideolojik kimlik sergilemez ki bizim burada bahsedilen şiir kavramımız sanatsal bir yorumdur, yoksa ki biz siyasi amaç güden propaganda aracı olan militan şiirlerden bahsetmiyoruz. Şiir, zevklerin, hayatın, arzuların, isteklerin, kaygıların, hüznün, acının, ürpertilerin her türlü irdelenişini içerir, sanatsal şiir tasviri budur.

Şiir, insanın felsefi planda ilerlemesinin de anahtarıdır. Şiir felsefi zaferlerin tetiği olan polemik sanatını da içerisinde bir nimet gibi sunar. Polemikler, fikri gelişmenin, zindeliğin, zihni zenginliğin belirteçleridir. Bütün fikri tartışmalarda kullanılan bu kabiliyet; kurgusal zekayı ve insanı tatmin eden bir yön barındırır.

Şiir mekânsal yada tarihsel bir kaygı duymaksızın her şeyi kendi meşrebince tasarlar durur. En önemli özelliği de budur diyebiliriz. Oyun hamuru gibi her şeye benzeyebilme ve her şey gibi görünebilme yeteneği.

“Geçer gider yeryüzünde en güzel nimetler bile, zaman sınırlarını aşan düşüncelerimizle, yaptığımız etki düşünenlere bir tek o vardır; o kalır sonsuzluğa.” Goethe

Nesneler kuşkusuz hayatın devamı için gerekli olanlardır. Şiir nesnelerin önemini ve gerekliliğini belirleyerek onlara yeni anlamlar yeni misyonlar yükler. Maddi çevrenin önemsizliği-önemliliği üzerinde kurgusal birtakım nüanslara bakar. Ki bunu imge sanatında adı altında kullanır diyebiliriz. Şiir akli yâda sezgisel olarak kurgulandığından gerçek dünyayı görme şansına-yetisine daha doğrusu kâhinliğine sahiptir. Felsefe ile ilintisi de buradan gelir. Soyutlamalarla tatminkâr bir portre çizmez; çünkü şiir yâda sanat bir avuntu makinesi değildir. Şiir akıl oyunları içinde kâh romantiktir, kâh realist… Bu süreç çok kişilikli ve sancılı bir boyuttur. Şiir amaçsızca ve çıkarsızca yola çıkar fakat sonucu hiçte öyle sanıldığı gibi kolay gelmez; bu açıdan ilk başta sonsuzlukla örülmüş bir uğraştır. İşte bütün bu iklim içinde bir tasavvur haritası çizerken şiir kelimelerin çetin savaşımıyla süslenir, büyülenir. İşte bizim bahsettiğimiz sonuç kısmı burada başlamaktadır. Bu sayılanlar belli bir sistematiğin içerisinde kendi kendine olup bitmez. İşte bahsedilen felsefe-şiir etkileşimi yâda dostluğu bu iklimin altında yatmaktadır.

Sanat fizikli bir şiir, ahlaki bir sistem yâda düzen hayalini yahut kaygısını taşımayarak, başka bir ifadeyle bireysel hazlardan, arzulardan, kaygılardan yola çıkarak örer boşluğu, bu farklı ve üstün insan modeliyle ilintili bir fazdır, ayrıca belirtmek gerekir ki özgür bir ruhla birlikte, ütopik ve gizemli bir yönde barındırmaktadır. Ülkesel yâda tarihsel kaygılardan kurtulmuş bir özgürlüğün yani gerçek özgürlüğün peşindedir. İnsani seçimin sürekli yapıldığı bir sorunsaldır, kaygılar silsilesidir.

Ve son olarak söylemeliyiz ki, asıl önemli olan şey; şiiri,  felsefeyi, sanatı, üstün, düşünen-yaratıcı insan modeli yaratımında kullanmak olmalıdır.

 

Can Murat Demir

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.