Tanrı, Cinsel Birleşme, Ölüm ve Sansüalist Haz Üzerine

Cennette duyumsal hazzın, gelip geçici, sürekli kendini yenileyici ve aşağı dereceden mutluluğundan eser yok iken Âdem ile Havva oldu; dişi ve erkek sonsuza dek en yüksek hazzı yaşamak için vardı. (Başlangıç) Havva’nın Elma’yı yemesi, tad-duyumsal hazla birlikte cennetten düşüşü (bir kovuluşu) oldu insanın. ‘Görünür’ ve bedensel varlığı içinde Âdem ile Havva’nın cinsel birleşmesi Âdem’in ölümü olacaktır ve Tanrı bu birleşmeye duyumsal hazzın acısını da katar. Havva bir tarla Ovum’la; Âdem ise tohumlarını saçacaktı, *Spermata.

Yeryüzü, sıcak ve soğuk, uzak ve yakın, aydınlık ve karanlık olacaktı insana. Her cinsel birleşmede ölmeye giden Âdem çoğalacak ve çoğaltacaktı. Çoğaldıkça acısı artacak ‘bir’e susayacak ama bu dayanılmaz duyumsal hazzın umarsız acısına da ite kaka, düşe kalka alışacaktı. (İlk Evre) Evrim, vazgeçilmez olarak, yerçekimsel acının ortadan kalktığı buna karşılık orgazmın acısının vaat edildiği ilk cehennem olan dünyaya hükmettikçe insan bu hazzın peşinden koşacak, onu öğrenecek ve ölmekten hep korkacaktı.

Genelde cinsel ilişki, bedensel/biyolojik/ kimyasal bakımdan estetik ve doğal / zorunlu (türe özgü farklılıklar müstesna olmak üzere) olarak dişi ve erkek gerektirir. Gel gör ki erkek ve dişi, dişi ve dişi, erkek ve erkek arasında korkulu bir cesaretle birleşen bedenlerde, parçalanmış ruhların izini genetik kodları içinde süren ‘Tanrı’nın planı’ erkeğin cennetinde, onu sınırsız cinsel gücü ile yani ölümsüzlük ile ödüllendirmektedir.

felsefi-haz-nedir
The Fall of Man – Peter Paul Rubens

‘İnsan’ varlığı söz konusu olduğunda işin içine psikoloji veya çok istersek zihin/us/entelekt yerleştirilebilir. Sanılanın aksine cinsel birleşme erilin ölümü arzulamasıdır. Bu edimle, ana rahmine geri dönmeyi değil, yok olmayı ister ve bu nedenle dölünü günahkar dişiye akıtır.

Bazı türlerde öldürme işini bizzat dişi üstlenir, lanetlenmişliğini otamak için. Bu nedenle, orgazm hali sanıldığı ölçüde sık yaşanan bir duruma işaret etmez. Zavallı insan soyu da Godot’ yu bekler gibi bu ödülü bekler durur.  Bu bakımdan cinsel birleşmenin hazzı, boşalmayla erkeğin ölümünü engellediği için her iki cins öznelinde yarım ve eksik kalacaktır. Erilin orgazm ile ölemeyişine karşılık kadın iğdiş edilmişliğe düşer ve gelenek, kadının intikamını erkeğin sünneti ile alır.

Örtünen/inançlı kadınla birlikte olmayı arzu eden erilin temel güdüsü ölümünü bir sonsuzlukla taçlandırma isteğidir. Vaat edilen ödülün cennete hiç inmeyen penis olması da bunun izahıdır. (Orta Evre) Milyonlarca, milyarlarca tekrar eden bu geçiş tohumdan ürüne, erkekten kadına aktıkça hayat azalacak ölüm artacaktı. Korku acıyı beslerken ve ölüm hayatı; beden insanın ruhunun (zihnin) celladı olacaktı. Celladın aldığı can var olacak, celladını bulamayan bedende ruh kaybolacaktı. Zaman eklendi ölümün bir ucuna diğerine mekân sığdırıldı. Küçücükte sonsuz olacaktı insan ve bıraktığı yerde bulduğunda en yüksek hazzı orgazm olacaktı (Geçiş). Ve Tanrı, insanı yeniden dirilişle çağırıp, içinde bir elma, bir yer içinde ve çoğalır insan içinde. (Son Evre/Bitiş)

Epizod: Dişil İroni

Benim durduğum yer…

Ellerim, anımsayınca; başka bir el, bir başka evren yaratıyor, göksel acılardan; ruhum perdelerini bir kez daha karanlığa açıyor, “acıyorum!”. “O acı” diyor bir ses“ ilk günahının acısı, insan soyunun’’ bir ses, bir ses ne ki! Tek bir ses olsun. Saatimin tik taklarından geçen kara bir zaman mı ses? Pardon pardon, bu bir “an” değil miydi zembereğe zehrini kusan! Yüksek bir yazgı için dövmemiş miydi demirci o zembereği ve mürekkep o kâğıdı? Ve Tanrı kendisi için bile yaratmamışken kadını; kadın kendi yazgısı mıydı, atlas yorganında şehvetin? Aşığının koynundaki en korkak sevgili değil miydi Tanrı; şarabı kanla kutsayan ve şarapla kutsanan. Üç kere mi bilmeli, üç kere mi söylemeli, üç kere mi ölmeli “Baba, Oğul ve Kutsal Ruh” adına. Ve sen üç kere düşünmemişken yarattığın bu kutsal yazgıyı…

Lanet

Ve döndü, dedi ki:

“Sizin sonsuzunuz bir gün. Bu, sizin lanetiniz. Benim bir günüm sonsuz, bu da benim lanetim!

Öyküm Çınar

* Antik Çağ Yunan felsefesinin çok önemli terimi ilkin atomcu Anaksagoras tarafından kullanılmıştır. Spermata terimi daha sonra Stoa’cı Zenon tarafından da kullanılmıştır.

Konuk Yazar
Konuk Yazarhttp://www.felsefehayat.net
Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız makalelerinizi themetallords@hotmail.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayımlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır.

POPÜLER BAŞLIKLAR

1 Yorum

  1. Adam havvayi varoluş olarak haremine alan bir erildi. Ve yalnızlığından vazgectiginde spermata çılgınlığına katlanamadı. İşte erken sonuç buydu: adem ya da “adam” bu yüzden felsefi anlamda ilk hadım edilendi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Pubhuman: Bilginin Peşinde

“Hayat: Bir bilgisayar oyunu gibidir. Çeşitli oyun biçimleri ve roller var. Peki ya Tanrı? Tanrı da bu oyunu kuran şeydir işte. Ya insan? İnsan...

Dil ve Polemik Sanatı

İnsan kendi kişisel zaferini polemik başarısı ile sağlar. Bu kendi zihninde ve etrafında olan ya da meydana gelen kargaşadan-kavgadan çıkardığı tasarımlardır. Başarı derece olarak...

Gece Buluşmaları: Öz

Söz: Söyle bana görünen ne? Nasıl yaşanır? Göz: Dinle! Dil ile yaşayamazsın. Kulaklar sağır. Sözlerin ehemmiyeti yok. Ve eller boş değil. Elden kan gelir. Bu ölümdür. Söz: Düğümü çözülmüş olanlar için her...

Edebiyatı Yeraltına Çekmek

Her insan içindeki filozofa yenik düşeceği zamanı kendi belirlediğinde gerçek vicdana ulaşmış olur. Dolaysıyla vicdanın zamansal ve sezgisellik içerdiğini görürüz. Anlatmaya çalıştıklarım sezginin açtığı...

Yenilgin

Ben sadece seni özlemiyorum. Ciğerimi deşiyorlar, gölgeler geçiyor ruhumdan, tenim tenine sesleniyor. Ben sadece seni özlemiyorum. Biraz hoş sohbet oluyoruz göğe, biraz kana karışan alkol.. Ben sadece seni...

Tanrının Varlığı

Tanrının varlığı konusu büyük ve ciddi bir sorundur, doğru dürüst ele alabilmem için, İsa yeniden gelinceye kadar sizleri burada tutmam gerekir, bu bakımdan oldukça...

Picasso’nun 35 Milyonluk Tablosu

Londra'da müzayedeye çıkan ve Picasso'nun ender olarak görülmüş tablolarından biri olarak bilinen 'Jeune Fille Endormie' rekor kırarak tahminlerin de üstünde bir fiyata satıldı. Picasso'nun sevgilisi...

Dolunay ve Kırmızı

Karısını öldürdüğünde henüz 20’li yaşlarında genç bir adamdı. O zamanlar hayatın ya da ölümün ne olduğunu tam olarak bilmiyordu. Ama azimliydi, öğrenmesi fazla uzun...

Ay Üzerindekl Esrarengiz Kubbeler

İngiliz astronomu Dr. H.P. Wilkins uzun süreli gözlemleriyle, Ay üzerinde çaplan 200 m.'ye kadar çıkabilen ve sayıları son yıllarda daha da artmış olan 200...

Ayna Kırılması Uğursuzluk Getirir mi?

Ayna kırılmasının uğursuzluk getireceğine olan inanış, en eski batıl inançlardan biridir. Kökeni ilk aynanın yapılışından yüzyıllar öncesine, hatta ilk çağ insanına kadar gider. Göllerde...

İnancın Derinliği‏

Üzerinde durulması gereken önemli konulardan biri de "İnanç"tır. İnanç konusunu herkesle tartışmazsınız. Çünkü karşınızdaki yeterli bilgiye ve anlayış, hoşgörüye sahip değilse siz suçlanırsınız. İnanç...

Dengesizlik ve Ruh Sirkülasyonu

Z. A. : Ani kararlar veriyor musun hiç? İniş-çıkışların oluyor mu? Oluyordur mutlaka, buna dayanarak da beni anlayabileceğini düşünüyorum. Garip olan patolojik olması. İşte...

Hezekiel’in Rüyeti

Otuzuncu yılın dördüncü ayında, ayın beşinci gününde efendisinin sevgili kulu Hezekiel’e, Allah’ın izzeti bir rüyet olarak göründü. Allah’ın izzeti bütün açıklığıyla dört sûrette göründü....

Bokun Sosyolojisi

"Oturmadan önce götünüzden izin isteyin." Augustinus: "Dışkı ile idrar arasında doğarız." Böylece yaşamımız boyunca kendi excretalarımızla (ifrazatlarımızla) bir mücadeleye gireriz. Excretalar kültürel anlayışımızı, duruşumuzu,...

Yalnızlığınla Yaşamak

“Evet, bu çocuk tam bir bok parçası! Beni anlıyor musun? Bu kahrolası çocuk tanrının senin rahmine sıçtığı bir bok parçası…” Babamın sesi odamın kapısını tırmalıyor,...