Vicdan Rahatsızsa İtiraf Kaçınılmaz Olur

Yitirilmiş bir yoksulluğa -duygusallığa kapılmadan- özlem duyulabilir. Yoksulluk içinde yaşanmış yıllar bir duyarlık oluşturmaya yeter. Bu özel durumda, oğulun anneye duyduğu tuhaf sevgi, onun tüm duyarlığını oluşturur. Bu duyarlığın çok çeşitli alanlardaki belirtileri, çocukluğundaki maddi durumun, gizli kalmış anısı ile açıklanabilir.

Bunları farkeden kişide bir minnet ve vicdani rahatsızlık ortaya çıkar. Yine bunlardan dolayı bir kıyaslama yapınca, kişi çevre de değiştirmişse, yitirilmiş zenginlikleri duyumsamaya başlar. Zenginlere gökyüzü, fazladan verilen, doğal bir armağan gibi gelir. Yoksullar için, gökyüzü, sonsuz lütfuna yeniden kavuşur.

Vicdan rahatsızsa, itiraf kaçınılmaz olur. Kitap bir itiraftır, tanıklık etmem için gereklidir. Söyleyeceğim, apaçık göreceğim yalnızca tek bir şey var. Alçakgönüllü ya da gururlu insanlar arasında geçen bu yoksul yaşamda, bana yaşamın gerçek anlamı gibi gelen şeyi yakaladığıma eminim. Sanat yapıtları bunu ifade etmeye asla yetmeyecek. Sanat bana göre her şey demek değildir. Ama, en azından bir araçtır.

Rahatsız eden utançlar, küçük korkaklıklar, öteki dünyaya (paranın dünyasına) duyulan bilinçsiz saygı da önemli. Yoksulların dünyasının tek değilse de, kendi içine kapalı, toplum içinde bir ada oluşturan ender dünyalardan biri olduğuna inanıyorum. Az bir çabayla, Robinson”culuk oynanabilir. Böyle bir yaşama gömülene, iki adım ötede bulunan doktorun dairesinden söz ederken, “orada” demek gerekir.

10 Ekim.
Değerli olmak ya da olmamak. Yaratmak ya da yaratamamak. Birinci durumda, her şey kanıtlanmıştır. İstisnasız, her şey. İkinci durum, tam bir Anlamsızlıktır. Geriye en güzel intiharı seçmek kalır: Evlilik + 40 iş saati ya da tabanca.

Kendimiz olacak zamanımız yok. Yalnızca mutlu olmaya zamanımız var.

Devrimci düşünce, tam anlamıyla insanın, insanlık durumuna karşı çıkışıdır. Bu anlamda, çeşitli görünümler altında, sanatın ve dinin süregiden tek temasıdır. Bir devrim her zaman Tanrılara karşı gerçekleştirilir. Bu, insanın yazgısının üstünde hak iddia etmesidir, zorbalar ve soytarı burjuvalar bunun bahanesinden başka bir şey değildir.

Kuşku yok ki bu düşünce, tarihsel eylemi içinde kavranabilir. Bunu kanıtlama iradesini göstermek, boyun eğmemek için Malraux’nun coşkusu gerekir. O coşkuyu kendi özünde ve kendi yazgısında bulmak çok basittir. Bu anlamda, mutluluğun fethini dile getiren bir sanat yapıtı devrimci bir yapıt olabilir.

“Papaz. – Neden insanlarla yaşanmasın, onlarla birlikte hareket edilmesin?
Manfred. – Ruhum onların varlığından tiksiniyor.”

Bir kalp, neyle yönetilir? Sevmekle mi? Bu hiç de kesin değil. Aşk acısının ne olduğu bilinebilir, aşkın ne olduğu bilinemez. Aşk bu durumda, yoksunluk, özlem, boş kalmış ellerdir. Coşku duyamıyorum; bana iç sıkıntısı kalıyor. Cennet olduğu sanılan bir cehennem. Oysa, bu bir cehennem. Beni boşluğa terkeden yaşam ve aşk diyorum. Hareket, zorlama, ayrılık, içimde paramparça olmuş bu ışıksız kalp, göz yaşlarının ve aşkın tuzlu tadı.

Albert Camus

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikTotem ve Tabu
Sonraki İçerikYokluğun Tadı

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Vikinglerin Kökeni

31-Ağustos tarihli yazımda Viking dili hakkında bilgi verdim ve bir kısa Viking yazısını 6 yıl önce yorumlamıştım. Yazıda geçen boynuz sözünün anlamını açıkladım. Gerçekten de içi boş olan yabani dağ keçisi boynuzu öttürüldüğünde çok uzak yerlere kadar sesi yayılırdı. Boynuz kadim Asya toplumlarında hem tanrılardan yardım istemek...

Gizli Sevda

Hani bir sevgilin vardı Yedi sekiz sene önce, Dün yolda rastladım Sevindi beni görünce. Sokakta ayaküstü Konuştuk oradan buradan. Evlenmiş, çocukları olmuş Bir kız, bir oğlan. Seni sordu Hiç değişmedi dedim. Bildiğin gibi.. Anlıyordu Mesutmuş, kocasını seviyormuş. Kendilerininmiş evleri.. Bir suçlu gibi ezik. Sana selam söyledi Behçet Necatigil

Tabula Rasa II

Ludus Başlarken başlangıcı kaybeden ve durmaksızın kendini tekrarlayan, kesintisiz bir devinimin sonu çağrıştıran fakat asla sonlanmayan ve sonlanamayan bir buradalık; buradasın –işte! Başa dönüşün olanaksız, sona ulaşman olanaksız, buradasın işte! Kendi ekseninde kendini ezerek kendini tekrarladığın bir ruhsal çöküş bu ve kayıtsız şartsız bir yıkım bu; devamı –tekrarıdır, sayısız...

İkinci Sonsuzun Kapısı

periskop mürekkep hokkası gözler beni dönemeçte girer dolma kalemim kendi kabuğuna kağıt sayfası büyük beyaz kanatlarını açar gözlerimi yuvalarından çıkarmadan az önce iki pençesiyle görüp göreceğim kendi bedenim ölü bedenim… debdebe içinde görme fırsatını yakalamıştınız bütün gülücüklerin gününde kadınlar koymuşlardı mücevherlerini ağızlarına demosthenes gibi ama ben bulucusuyum bir telefonun bohemya kristalinden ve İngiliz tütününden doğrudan doğruya korku ilintisiyle… Robert Desnos

Her Zaman Yağmur Yağmaz

her zaman yağmur yağmaz sözcükler ıslanmadıkça güneş kendiliğinden doğmaz her zaman yağmur yağmaz ruhunun konçertosu yükselirken mevsimler içine sığmaz her zaman yağmur yağmaz ateşin yakarken gökyüzünü tanrının adı bile duyulmaz her zaman yağmur yağmaz doğa aşıktır sana ama hiçbir zaman sözünde durmaz her zaman yağmur yağmaz her zaman yağmur her zaman Can Murat Demir

Ruhselman Dönemi ve Sonrası Türkiye’de Ruhçuluk

Türkiye’de ruhçu felsefenin öncüsü Dr. Bedri Ruhselman’ın medyumlarını, dostlarını ve sıradışı anılarını…  Dr. Bedri Ruhselman’ın 54 yıl noterde saklanılan ve geçtiğimiz yıl yayınlanan “İlâhî Nizam ve Kâinat” kitabıyla ilgili olarak gerçekleştirilen bir ruh çağırma seansında öte âlemden neler bildirdiği… Türk Musikisi’ne temel teşkil eden çalışmaların öncüsü Hüseyin Sadettin Arel’in...

Eraserhead

1977 yapımı bu film de klişe kalıpları yıkan bir taraf var. Karanlık ve melankolik mekanlar, absürt ve hastalıklı insanlar ve acımasız bir modern şehir (kapitalizm) tasviri. Bunların hepsini bir araya getirmeyi büyük bir ustalıkla başaran Lynch, hem psikolojiyi hem değer yargılarını harmanlayıp, modernleşme olgusunu epey acımasız şekilde eleştirmiş. Sürekli...

Sabahın 7’si

Sabah sabah her yer çığlık, her yer ıslak ve ben sadece yürümeye çalışıyorum bu hengâmede. Tabii ayaklarım tutarsa, zihnimi boşaltabilirsem. Unutma! Sokaklar izin verirse nefes alabilirsin bu hayatta. Sokak, hayatın ruhunu uçurur ve istediği anda sana bundan bir pay verir. Eğer dilersen, ölürsün, istemezsen hayata katlanmak zorundasındır. İşte...

Bilimin Şenliği İçin Şenbilim

Ortaçağ Provence kültürünün ozanları Troubadourların kendi şiir sanatlarına verdiği La Gaya Scienza (Şen Bilim) adını, Almancada "Fröhliche Wissenschaft" olarak felsefe gündemine katan Nietzsche'dir. Nedir Şen Bilim? Nasıl bir "bilim"dir? Neden" şen"dir? Gerçeklik, hep bir tavır içinde yaşanır. "Şenbilim" tavrı, hem "şen" oluşu hem bilimselliği içerir. Bir yaşam bilgeliğidir....