Citizen Kane

Orson Welles, bu başyapıtta harika bir oyunculuk sergilemekle kalmıyor bir insanın izleyebileceği en sanatsal senaryoyu da gözler önüne seriyor.

Citizen Kane, ne bir ajite film ne de piyasaya ait bir tavrı sergiliyor. Tam bir sanat eseri; çünkü Orson Welles gibi bir ustanın elinden çıkan bu film bir küçük çocuğun anılarını, sezgilerini ve yalnızlığını çok güçlü bir şekilde betimliyor. Çok güzel bir finalle bunu bize ispatlayan Welles, filmin en başından en önemli ipucunu bize vererek bunu akılda tutmamamızı istiyor sanki.

Çocukluk bazen her şeydir der gibi filmi bitiren Welles sanki geçmişin izlerinin insan psikolojisi üstündeki önemine dikkat çekiyor. Çok güzel bir hikâye ve etkileyici bir final… Epeyce düşündürücü ve sarsıcı…

Tüm bunlardan anlaşılıyor ki, 1941 yapımı olan Citizen Kane bir Orson Welles klasiği olarak kalmaya devam edecek…

İzlemenizi tavsiye ederim.

Can Murat Demir

POPÜLER BAŞLIKLAR

2 YORUMLAR

  1. işin ilginci böylesine güzel bir filme bir tane oscar verilmesi ve o oscarında geçende okuduğum bir haberde açık arttırma ile satılacağının söylenmesi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikPersona
Sonraki İçerikGood Will Hunting

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Ruhçular Şarlatan mı?

İstanbul'dan bir okuyucum, sayın İnci hanım, mektubunda ruhsal olaylara merakı yüzünden karşılaştığı durumu ve bu konuyu öğrenmek için gittiği bir dernekte kendisini "aydınlatmaya çalışan" ruhçuların anlattığı asılsız hikâyelerin etkisinde kalarak aylarca nasıl bunalıma düştüğünü belirtiyor. Bu gibi şikâyetler, son günlerde gittikçe artan bir biçimde dikkati çekmektedir. Ruhçuluk...

Gezinen Bir Gölgedir Hayat

Gezinen bir gölgedir hayat, gariban bir aktör sahnede bir ileri bir geri saatini doldurur ve sonra duyulmaz olur sesi, bir masaldır gürültücü bir salağın anlattığı ki yoktur hiçbir anlamı. William Shakespeare

Karamsar Olmak

Karamsar olmak zor değil, zor olan çılgın bir fırtınadan sonra gökkuşağı gibi gülümseyebilmektir... Kucaklamaya kollarının yetmeyeceği bir ağaç, bir tohumla baslar. En uzun yolculuklar ise, bir adımla baslar. Gerçek sevgiler ise bir tebessümle baslar... Annem her fırsatta çocuklarına güneşe doğru zıplamalarını öğütlerdi. güneşe ulaşamazdık ama hiç olmazsa ayaklarımız yerden kesilirdi. Z. N. Hurston

The Night Listener

“Kimin dinlediğini asla bilmezsin” The Night Listener, Toni Collette’in ve Robbin Williams’ın başrollerini aldığı bu psikolojik gerilimde, bir radyo yapımcısının hayalleri peşinde koşarken yaşadığı kayıpları konu ediyor. Kendi hayatındaki olumsuzlukları atlatmak veya biraz olsun hafifletmek için bir hasta çocuğu hikâyesine ortak olan Robin Williams (Gabriel) mükemmel bir oyunculuk sergiliyor....

Roma’ nın Dramatik Prensi: Fellini

Fellini denilince akla gelen ilk şey Roma şehridir. Onun kadar Roma' ya aşık bir İtalyan yönetmen yoktur sanırım. Filmlerinde Roma' ya ait bütün ayrıntıları bulmanız mümkün, hatta o kadar ileri gider ki filmlerini izlerken sanki Roma' yı yaşarsınız. "Ulan, Fellini filmleri varken ne gerek var Roma' ya...

Lirik Şiir

Çağdaş şiire ve en iyi temsilcilerine bir göz attığımız zaman, onun çok karmaşık yapıda karma bir hal aldığını kolaylıkla görürüz... Lir doğaüstü bir ruh halini, ruhun şarkı söylediği, ağaç, kuş ve deniz gibi şarkı söylemek zorunda kaldığı yaşam yoğunluğunu anlatır. Matematiksel yöntemleri anımsatan bir yargılamayla (muhakemeyle) şöyle bir...

Boşluklardan

Boşluklar doldu rüyalarıma birer birer kaybettiğim her hayalimden sonra. Beni korkutan boşluklar. Kendimi kaybettiğim labirentler… Dolandıkça ve koştukça içinde düşüp kırdım dizlerimi korkumun boşluklarında. Rüyalarımı yitirdiğimi gördüm, Araf’taydım. Acı ve sevgi arasında denge kurmaya çalışan bir ip cambazının tedirginliğini taşıyordu yüzüm. Dengede durmaya çalıştıkça daha bir düştüğümü hissetim....

Provasız Hayat

dağılmış zerreler haneler sessiz viran bakışlar korkak gözler çaresiz büyük gelir olmuş üzerimizde durmaz insanlık yaşamak zor artık inandıklarından kaçarak ödünç nefesler pay edilememiş hiç kimse kendinden önce ölmemiş sevgiye yaklaştıkça tüketilmiş gizlenmiş kalpler vuslatı uzaklardan beklerken hasret yürekte beklemiş acılardan sıyrılıp belirirse gülümsemeler yangın yeri kurtulursa ateşinden dumanından çocuk gözlerimiz korkusuz bakarsa yaşama anlaşılır tükenmeyen umutların engin...

Unutmak Ölmektir!

Değişmeyen nedir? İnsan mı? Doğa mı? Dünya mı? Zaman mı? Değişmeyen tek şey içimizdekiler; çağlardır içimizde sakladığımız asıl içgüdülerimiz. Yemek, içmek, seks yapmak, kıskanmak, öldürmek, yaratmak, korkmak, üzülmek, uyumak, inanmak vs. gibi şeyler. İnsanı insan yapan şeyler bunlar aslında. Ama unuttuk tüm yitirdiklerimizi ve duygularımızı, talihsizce üzerlerine kapıyı kapadık....