Eski Evler

Eski evler bir bir yıkılıyorken yeryüzünden, bizler sadece betonlara taparız, tanrı sanarak… Evet bir bir yok oluyor tarih, bir bir yitiriyoruz insan hikayelerini. Her ev bir insan demek, her ev bir acı demek, her ev bu yüzden bir hikaye demek… Eski evler yıkılıyor, gözümüzün önünden kayan bir kör kuyu daha hiçlikle dolduruluyor. Onlar ki her mahallenin bekçisi onlar ki her yabancının özlemi… Bu yüzden her yıkılan ev bir ayrılığın öyküsüdür. Her yok olan hatıra bir yaşanmışlığın mezarıdır. Bahçesinde gezindiğim, merdivenlerinde oynadığın, kuyusundan su çektiğin yıllar geride kalırken sen sadece izlersin betondan yapılan insanların sessizliğini, izlersin sadece ki bu ilk değildir, bu sadece yok oluşun habercisidir.

Foto: Can Murat Demir
Evler sadece öylece beklemeyi sever.

Beklerler ki birileri görsün eskimiş umutlarını, birileri fark etsin ne kadar anlamlı olduklarını ve ne kadar gözyaşı döktüklerini… Ama böyle olmaz, böyle olmadı hiçbir zaman. İnsan bembeyaz betonların içine gömülmek istedi her zaman, mezarını kazdı çimentonun içindeki asitsi inatla. Yıkılan molozdu belki de ama yine de hiç düşünmedi gerisini. İnsan ne zaman yeniyi düşünse hep yok ediyordu.

Eski evler hep oradaydı ama artık ömürleri biçildi. Her biri kendinden emin bir biçimde intiharına yürüdüler… Çünkü onlar eskiydi ve hala evdiler…

Can Murat Demir

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Düşünmek Düşünmeyi Gerektirir

Söyleyebildiğim kelimelerim kadardım. Düşünceler var olanı ifade etmiyordu çoğu zaman. Ne olduğumuzu ya da ne olmak istediğimizi anlatmazsak, anlaşılmak kaçınılmaza çıkacaktı. İşte bundan bizler...

8 Boyutlu Kâbus

İnşa edildiği günden beri her yaz gidip ahşap banklarında oturduğum, oynayan çocukları seyrettiğim ve de en önemlisi o çok sevdiğim, dinlendiklerinden, izlendiklerinden haberleri olmadan...

12 Eylül’e Nasıl Geldik?

12 Eylül 1980 harekâtı, 20. yüzyıl Türkiye tarihindeki dördüncü askerî darbedir. Birincisi 1908 Temmuz'undaki, tarihimizde II. Meşrutiyet olarak bilinen ihtilâldi. Bu anayasal hareketin üzerinden...

Astral Bir Acı: Faran ile Azra

Öfkeyle yerinden kalktı ve televizyonu kapattı. - Lanet olsun sana, umarım geberdiğini görürüm senin! Tek bir dilek hakkım olsa; senin ölümün için kullanırdım! Suratsız, ahlaksız! Böyle...

Adam, Kadın ve Sanrı

Bir kere tutulmaya gör... Her lanet gün üzerine gelir. Her kadın onu hatırlatır ama yok... Yok. Yok hayır! Böyle olmaz... Olmamalı. Silkinip atmalıyım üzerimden acının...

Buğusunda Gece

Gece buğusunda bir adam, yürüyüşü gün aydınlığından kalan. Kucaklaştığı gökyüzüne yoldaş yıldız ışıltısında bakışları ile, tarifsiz bir hal alan gök kubbenin heybetine hayran. Nasılsa gözden kaçacak, nasılsa...

Felsefenin Neliği Üzerine

Felsefe önsözü olmayan bir kılavuzdur. Onu ilk kez görenler ne yapacaklarını bilemezler. Bu insanın başına gelen en talihsiz durumdur. Ama ne yapacağını bilen birinin...

Tam da Bugün…

tam da bugün, dünün yarınıyken selamlaştık gün ile. gözlerimizi kapatıp tüm dinginliğimizle beklediğimiz o rüzgar bin yıllardır ziyaretçisidir mevsimlerin, iklimlerin, türlü beşeriyetin. belki de dokunuşları bu yüzden anlamlıdır,...

Yokluğun Tadı

Acılı ruh, didinmeye düşkün eskiden, Umut ki mahmuzu can katardı çabana, Artık sürücün olmaz! Utançsız yatsana Kocamış at, her engele takılıp giden. Katlan yürek; ağır uykuna dal şimdiden. Yenilmiş,...

“Çerçici” Soruyor: İnsan Aşılması Gereken Bir Varlık mıdır?

Bu sohbetimizde Recep Yılmaz’ı ve son kitabı "Çerçici"yi konuk edeceğiz. Bu konukluk süresince kendisiyle son telif eseri "Çerçici"yi, bunun yanı sıra, yazma serüveninin temel...

Bayan N.’nin Hikâyesi Vol. 2

... Yoğun ve yorucu bir gündü. Evime son bir kaç yüz metre mesafede taksiden inmiştim, yürümek istemiştim. Biraz yağmur iyi gelecekti... Aniden dengemi kaybettim ve düştüm. Gözlerimin...

Machete

Rodriguez kanlı oyunlarına devam ediyor. Machete, her zamanki gibi adeti bozmayarak fışkıran kanlara ve uçuşan kellere ev sahipliği yapıyor. Tıpkı diğer Rodriguez filmlerinde olduğu...

Gece ve Kadın

Kendini bilmez bir akşamın içinde bir adam ceketinin düğmelerini ilikliyordu göğsündeki sabahı kapatmak için, bir yan sokaktaysa makyajı akmış bir fahişe bar yolunu bulmaya...

Yoksun Biliyorum! II

Ölümsüzlüğü değil, ben sadece seni istedim. Şimdilerde ölümü dileniyor ruhum ve her yanımdan sarkan yalnızlık buzulları, üşütüyor kimsesiz bedenimi... İşte sana bir erkeğin yalnızlık...

Hegel, Marx ve Almanya’da Din ve Tanrı Tartışmaları

Karl Marx’ın 1844 yılında yayınlanan “Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Dair” başlıklı giriş yazısında yaptığı “Din halkın afyonudur” belirlemesinin düşünüldüğünden çok daha derin bir anlamı...