Gerçeğin Çaresiz Kıpırdaması

İnsanlar, birbirlerinin kuyusunu kazarken yağmur yağıyordu göğün çıplak günahlarına.
Kim bilir kaç adım daha vardı yüreğimin uçurumlarına ya da ne kadar çok düşersek düşelim o uçurumlara sonuç hep aynı iğrençlikle karşılayacaktı bizleri. Bu durum belli zamanlarda insanda nefes darlığı yapabilecekti.

Kendi kazdıkları kuyuda boğulacaklarını bilmeyen insanların feryatları, şimdiden kulakları tırmalamaya başlamıştı. Ölüm sessizliğini kim dinlese ruhunu korku sarıyordu çünkü. Korku sarıyorduk, öyle tütün sarmaya benzemezdi. Ha korku sarmak da tütün sarmak gibi zamanla yok ederdi bizi. Ne kadar çok yaşarsak o kadar fazla sebebimiz olur ölmek için. Ne kadar az yaşarsanız o kadar az mutluluğunuzun olacağı gibi, ama mutlu olduğunuzda anlamazsınız var olan dışa vurulmuş iç çekişlerinizi. Daha birbirinizi çekemezken nereden anlayacaksınız zaten.

Kaç kere kederlerimize ihanet ettik kim bilir. Kötü şeylere haksızlık ediyoruz iyi şeyler için ve siz insanlar olmasaydınız etrafta hiç bu kadar kalp kırıklıkları olmayacaktı. Aslında Tanrı’nın pişmanlığı, insanlardı. Bu yüzden sadece onlar sınanacaktı. Bu kadar basit işte. İnsanlar olmasaydı Tanrı yorulmayacaktı. Neyse ki sevmek vardı sevdiğine rağmen ya da yalnızlık. Korkusunu içine saklayan ve sevdiğine sadık sadece yalnızlık vardı. İnsanlar olmasaydı yalnızlık bu kadar sadık olmayacaktı, çünkü insanlarla ihanet başladı. Yalnızlık, hepimizden masumdu. Onu bile sırf kendi hiçliğimizi hatırlamamak için yarattık. Ne kadar da çok yaratıktık. Hemen hemen her insan şekil değiştiriyordu çıkarına müsait zaman aralıklarında. Bu anlarda hepimiz yalnızlığı utandırıyorduk yaptıklarımızla. Tanrı; bizi değil yalnızlığımızı seviyordu, ama biliyorum yalnızlığım yaptıkları için bir gün Tanrı’ya hesap soracaktı.

Serkan Aydemir

Konuk Yazar
Konuk Yazarhttp://www.felsefehayat.net
Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız makalelerinizi themetallords@hotmail.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayımlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Hayyam Rubaileri -XV-

281. Şarap küpü önüne serdik seccademizi; Şarap yakutuyla adam ettik kendimizi; Umudumuz, meyhanede yeniden bulmak Camide, medresede yiten günlerimizi. 282. Ben çimen Mısrının Yusufuyum, dedi gül; Dilimden altın, yakut saçılır, dedi...

Black Metalin Ölümü: Abrahadabra

Dimmu Borgir' ı yaklaşık 10 yıldır dinlerim. Benim zamanımda piyasada bir Dimmu vardı bir de Cradle Of Filth... Bazılarına göre Dimmu, black metal piyasasında...

En Çok Terkedilen Yazar

İnsanlar niçin onun kitaplarından kurtulmak istiyor? 'Da Vinci Şifresi,' 'Dijital Kale', 'Melekler ve Şeytanlar' gibi kitaplarıyla satış rekorları kıran yazar Dan Brown, İngiltere'de ikinci el...

Taş Zemin

kimliksiz gecelerden geçiyorduk. çoğu zaman anlamsız, durağan ve koşar adım heyecanlı kimi zaman. nice bedenlerin uykuya dönük yüzlerinde yalnız kelimeleri ve seslerinde, ayna da kaçtıkları göz bebeklerinde… nice bedenlerinse henüz kuramadıkları...

Felsefeseverlerin Max Stirner Hasreti Bitiyor!

Zaman içinde değil ama tam zamanında! Türkiye’de benimle başlayan bu filozofun alımlama tarihine uygun bir zaman. İlk kez 1988’de Stirner’in başyapıtı Biricik ve Mülkiyeti’nden (BvM)...

Sessizliği Dinleyen İnsanlar‏

Sessizliği dinleyen insanlar, sükut eden gerçeklerden korkmazlar. Bu sessizliği dinlemek gerekir arayışları sonlandırmak için. Bir kısım insanlar görürler ama bir kısım görmezler, buna rağmen...

Aldırma Yürü

Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat, arkana bakma.. kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de.. unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil...

Moleküler Devrim, Sanat ve Anarşi

Bizim ilgilendiğimiz şeyler çizgilerdir, noktalar değil. Georges Seurat’tan farklı olarak bizler gerçekliği noktalar yerine çizgilere dayanarak tanımlarız. Işığı dalgalarla yorumlarız, parçacıklarla ya da fotonlarla...

Sizler…

siz psychedelic partilerde kafaları kendileri gibi göt olan kızlar hippie takılan beyaz yakalı kodaman gerzekler ortamlarda yazdığınız palavralar midemi bulandırır onlara iyi bakın tek sebeplerinin aşağılık komplekslerinden...