bar taburesine oturmuş
bira içiyorum
yaz günü
ve garson kızın etrafta dolaşan
bronz bacaklarını
hayranlıkla izliyorum
benim suçum değil
garson kız kısacık şortu müthiş bacaklarıyla
ve kızıla boyanmış kıvırcık saçlarıyla
fır dönüp tebessümler saçıyor
bana bakarak etrafımda
bana yaklaşıyor
sinsi şey
parfümü çilek ve
vanilya aromasıyla harmanlanmış
kokusunu biranın yanında çerez niyetine mideme dolduruyorum
bekar bir erkek ne yapabilir
çevresinde böyle çekici ve kendinden emin
kızlar dolaşırken?
aptal biri olmadığı kesin
bir kaç bira daha sipariş edeceği kesin
kafasını yere eğip utana sıkıla birasını içmeyeceği kesin
üçüncü biradan sonra garson kızla konuşmaya çalışacağı kesin
iş çıkışında kızıl garsondan bir kaç içki içmek için randevu isteyeceği kesin
güneş doğduğunda birlikte uyancakları kesin
kızı bir daha görmeyeceği kesin
buradan bir şiir çıkacağı kesin
kesin kesin kesin.
ve benim yalnızlığım mütemadiyen kesin

İlkay Beyaz

Kasım 1989 İstanbul doğumluyum. Kaba alkolik adamlığı ve kaliteyi parasıyla ölçen bir babanın ve çocukları için her şeyi yapabilecek fil yürekli minnoş bir annenin üç çocuğundan ikincisiyim. İlkokulumu hala yaşamakta bulunduğum bıçkın semt ağbilerinin ve delikanlılarının sokak köşelerinde çekirdek çitleyip kola içtikleri Bayrampaşa'da okudum. 2006 yılında Ege Üniversitesini kazanıp İzmir'e taşındım ve bekar hayatıma başladım. Kadınlara müziğe şiire ve başkalarının gözünde pis şeyler olan düşkünlüğümü bu yıllarda harmanladım. İnsanlarla konuşmayı pek sevmediğimden yazmaya karar verdim. Yaklaşık üç yıldır şiir yazıyorum ve Edip abi gibi sadece şiir yazmak istiyorum. Bazı ölü şairleri, bazı ölü filozofları, ve bazı ölü müzisyenleri, ölü aşklarım kadar seviyorum. Ve İstanbul'dan nefret ediyorum!

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.