Şimdi yabancı bir rüzgâr var saçlarımda kulaklarımda bilmediğim bir ses ölüm kokusu keskin, kelimeler keskin. Ses gittikçe yükseliyor. Dar sokakların huzuru toplanıyor. Gecelerin anlam yüklü bavulu ellerimde. Bir yolculuğa çıkacağım birazdan. Ruhumdan kurtulmaya gideceğim ve terk edeceğim bedenimi. Nasıl olur böyle diyeceğim kendime, yine sorularla baş başa kalacağım ama gideceğim işte ve buradan göç edeceğim o beni almaya gelen sesle. Deliliğim de artık toplayıp kendini peşimden gelecek ve yeni bir şarkıya başlayacağız hiç bir kaygı olmadan hiç hayat telaşı olmadan. Yeni bir yolculuğa çıkacağız bedenim ve ruhumla. Yolculuk uzun sürecek bu defa. Bir cam kenarına bırakacağım gözlerimi yol çizgilerini uzun uzun izlesin diye. Bu defa hiç duraklar olmayacak. Binmeyecek kimse. Sadece inecekler olacak.

Ve huzurlu olacağım.
Ve kulaklarımı bu dünyaya tıkayacağım.

Dönmeyeceğim eskiye. Sokağın tozuna karışacak bedenim. Yaşadığım, hep acı çektiğim varlığımdan ve zamandan daha fazla bir mutlu olacağım. Artık gitmenin verdiği huzur dolacak yorgun yüreğime ve tatlı bir tebessümle veda edeceğim hayata. Biraz alaya alacağım gülerken hayatı.

Ve birazdan kaybolacağım. Şiirim yarım kalabilir, bende yarım kalabilirim ama hiç üzülmeyeceğim. Kalkıp şimdi bir yazı yazmalıyım kaybolmaya dair. Kayıp masallara ve kahramanlara dair. Yeni ve acemi bir yazı. Güleceğim ve şarkımın sesini sonuna kadar açacağım. Kulaklarımı tıkayacağım ve bedenimi kapatacağım hayata. Üşümeyecek bedenim hayattan, Rüzgârdan. Soğuğu üzerime örteceğim ve kapatacağım gözlerimi. Saklambaç oyununun sonuna geleceğim bir daha hiç saklanmamak için hayata kendimi son defa gösterip kaybolacağım.

Sonya Bayık

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.