Şiir Neden Zordur!

Şiir yazmak zordur. Çünkü anlamın en kestirme yolunu bularak, hayata dair ne varsa onu en yalın haliyle dile getirmeniz gerekir. Bu yüzden şiir en zor sanat dalıdır. Her kelimeyi tartarak, her bir sözcüğün okuyucuda farklı duygu yaratacağını hesap ederek yazmalısınız. Bu durumu şöyle özetlemek mümkün: Şiir, okuyucuyla karşılaştığı anda artık yazarına ait değildir, o okuyucunun hayatına ve o hayatın içindeki yaşanmışlığa göre şekil alan bir şeydir. Şiir yazmak bu yüzden çok tehlikelidir, tehlikelidir çünkü dünya üstündeki her birey farklı bir hikayedir. Ve şiir bu sınırsız hikayelere göre seyreder. Ama bu niteliği şiiri hiçbir zaman bulanık ya da belirsiz yapmaz. Aksine bu onu daha derin ve dipsiz bir görünüme sokar. Şiir yazmak bu yüzden zordur. Şiir bulunduğu kabın şeklini alan su gibidir, yani özü itibariyle şekilsizdir. Farklı dünyalarda farklı şekil alması onun özgürlüğüyle de yakından alakalıdır.

Ne hikaye gibi ayrıntılarla ilgilenir, ne de deneme türü gibi kendisini haklı göstermeye çalışır. Şiir, bu türlerin ötesinde bir yere sahiptir. Anlatmanın değil daha çok yaşatmanın peşindedir, hayatın ve acının en yalın halini en vurucu şekilde sunar. Şiir zordur. Duygusal bir iklim yaratarak bilinçaltını uyandırır ve bir zaman makinesi gibi hareket eder. Anıların, acıların dünyasına batırır, çıkarır. Gücünü gelecekten değil, geçmişin tozlu hatıralarından alır. Şiir yazmak, acının aritmetiğini yapmaktır, her iç çekişte bir cümle okuyan insan tamamen anılara gömülür. Şiir zordur, içine sığdırabildiği ölçüde ruh alır. Okuyucunun ruhu ne kadar derinse şiir de o derecede zenginleşir. Bu şiiri çok özel yapar.

Şiir, acının en rafineri halini içermelidir. Damıtılan ve tıraşlanan kendine özgü bir devinimi vardır. Şiir, yerinde durmaz ve kesinlikle taşkın bir karakter barındırır. Bu, her duyguya tercümanlık eden, özgür, biçimsiz, kaygan bir zemindir. Şiiri anlamak bu yüzden zordur.

Şiir, konu seçer. Konu sınırı ya da kalıpçılık kat’iyen şiirde barınamaz. Doğa, insan, acı, hayvan, hayat, yalnızlık, ayrılık ve gündelik yaşam…. Bunlardan herhangi birine şiir yazılabileceği gibi sokaktaki köpeğe de şiir yazılabilir. Yeter ki anlam derinliği, özgünlüğü olsun.

Sonuç olarak şiir, her şeydir ama her şey şiir değildir. Her nesne, her sezgi, her duygu ve her yakarış şiirin içine girebilir. Şiir, hayatın içinde sürüklenerek kendisine tutunacak kaya parçası arayan yosun gibidir. Kaya parçası aslında insanı figüre eder ya da insanla ilgili olan her şeyi… O, insan özünün içine yerleştirilmiş estetik bir acının, duygunun dile getirilişidir.

Şiir, insan için yazılmış ve yazılacak bu hayata rağmen ayakta kalabilmiş en özel anların yazıya dökülmesidir.

Şiir, bu hayatın karanlığından kurtuluşu müjdeleyen bir peygamber gibidir.

Can Murat Demir

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Fatih’i İstanbul’a Sokmayan Adam

Birçok büyük hükümdarın olduğu gibi, Fatih Sultan Mehmet'in de efsane ve öykülerde ismi geçmiş sıkça. İşte bunlardan biri... Fatih Sultan Mehmet İstanbul'a yerleştikten sonra,...

‘Game of Thrones Bile Bu Kitabın Yanında Sıkıcı Kalıyor’: Romanovlar

Simon Sebag Montefiore, "Romanovlar"da bir bölümü dehadan, bir bölümü delilikten nasiplenmiş ama hepsi kutsal otokrasi fikrinden ve emperyal hırstan ilham almış 20 çar ile...

Ruhsuzlar Ordusu

Ruhsuzlar Ordusu yürüyor... İçlerinde hafif ölüm korkusu ve fazlaca boşvermişlik... Etraflarını saran sahte aydınlığa rağmen yürüyorlar yokluğun uzandığı ormanlara. Onlar ki bu dünyanın vazgeçtiği...

“Aşk Meşru Bir Şey Olamaz”

“Babam yoksuldu ama belli etmek istemezdi” Cemal Süreya ile “konuşa konuşa”ya başlamak güç. Nereden başlamalı? On küsur yıldır girip çıktığı, oturup konuştuğu, çay içtiği, sohbet...

12 Angry Men

12 Angry Men... Şehrin fakir mahallesinde yaşayan bir genç, onu idama (elektrikli sandalye) mahkûm etmek isteyen on bir kişi ve içgüdüsel hareketlerle, mantıksal kurgulamalarla...

Seri Katiller ve Psikolojileri

Onlar katil ve birer cani bize göre, ama bazılarına göre sadece deli hatta bazen dahi hatta mesih. Yakıştırılan sıfatlar, suç ve cinayet tarihinde seri...

Yazmak Avuntu Sözü

çare yalın artık yazmak avuntu sözü. çok zamanların geçmemişlik hali… unuttuğum bir çok şey var, sesin değilmiş ancak! umut kapılarında sen, yıldızlı bir gecenin uykulu gözleri gibi. serpilen ifadeler, toplamakla bitmeyen hisleri. bu...

Oz Büyücüsüne Aşıktım

oz büyücüsüne aşıktım ölü bir adam kadar yürüdüm ve aç kaldım yollar hep uzayan intihar oz büyücüsüne aşıktım her kadın buna can atar kendi kendime sorardım hayatın fiyatı ne kadar oz büyücüsüne...

“Dünyalı” Devam Filmiyle Beyaz Perdeye Dönüyor

Film 2017'de vizyona girecek. Bilimkurgu sinemasının başarılı örneklerinden The Man From Earth'ün devam filmi The Man From Earth: Holocene ile sinemaseverlerin karşısında olacak. David Lee...