Sis ve Hayat

Sis ve hayat neden hep aynı şeyleri hatırlatır? Neden bilinmezlik deyince aklıma hep bu ikili gelir?

Foto: Can Murat Demir

Çünkü sis ve hayat birbirinden doğan iki çocuk gibidir. Her ikisi de karanlıktan beslenir. Ağaçların her biri insandır, ve orman sanki hiç hareket etmiyormuş gibi durur karşınızda. Oysa ki doğa ne kadar da ölümcüldür! İçinde bulunduğunuz zaman sizinle konuşur, çünkü ağaçlar, nehirler ve toprak canlıdır. Issız bir ormana bakarken uzaklara dalmanızın nedeni de budur. Doğa size rağmen bildiğini yapmakta ısrar eder, bir nehir asla tersine akmaz ve bir ağaç köküne hiçbir zaman isyan etmez. İşte bu yüzden uzaklara dalarsınız çünkü doğa hala biriciktir. Sizi çağırdığını duymazsınız. Eşsiz güzellikle bezenen harika bir dişidir doğa. Erkeksiz de yaşanabileceğini müjdeleyen anaç bir tanrıçadır. Sis, doğanın gözlerine çektiği sürme gibidir. Dipsiz ormanlar, kadim ağaçlar, azgın nehirler, vahşi hayvanlar, hepsi birer giysidir onun için. Doğa, hayatın başlangıcını doğuran bir canavardır.

Sis… Karanlığa çıkan ıslak bir kapıdır. Menteşesiz bir rüzgarın çığlığında yok olan insan hayaletlerini içinde taşır. Siluet onun eseridir. Gölge onun bebeğidir. Sis… Belirsizliğin damarlarında dolaştırır. İçinize sızarken canınızı hiç acıtmaz. Değip geçer sefil organlarınıza, sürtünür durur hayatın yalanlarına. O ki uzakları yakın eden bir büyücüdür. Her nefesi nemli bir dokunuştur. Salına salına gezinen, umarsızca ıslık çalan rüzgarın tek düşmanıdır.

Ağaçlar ve sis… Kutsalın değil gizemin mabedi… Duanın değil, çığlıkların adresi…

Bu fotoğrafı çektiğimde sisin içinde hiç korkmayan ama hareket eden bir şeyler gördüm. Hayaletler… Arada kalan iğrenç ruhlar… Çatal dilli uşaklar… Doğayı kirleten hayvanlar… Şiir yazan şeytan gibi masum görünüyorlardı. Ama ben onlara rağmen yaşadım ve doğanın aşığı olarak ölmeyi isteyen bir adamın bedeninde bu fotoğrafı çektim… Bu foto bana göre doğanın en güzel hallerini tasvir ediyordu.

Karanlığı ve bilinemezliği…

Can Murat Demir

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Aşkta Etik ve Estetik Sorumluluk

Aşkı yaşamak hem büyük bir belâ hem de büyük bir fırsattır. Aşk insana bir âfet gibi gelebilir. Gece yarısı yer sarsılmış, duvarlar, tavan üstümüze...

Modern Kozmogoni

Kadim dönemde filozoflar tanrı, evren ve insan konularını birlikte ele almışlar, doğayı bütünsel bir bakışla yorumlamaya çalışmışlardı. Tanrı, evren ve insan konularını birlikte ele...

Sahipsiz Sayfalar

hissiz kimsesiz bir sohbetti geceler, gündüzlere hasret. müsveddelerinden uzak özü insandı yarını düş, dünü kırıntılarıyla… çocukluk ellerinde kirleri hasret henüz çok uzakta. tanışmak için geç kalınmış aynalar yıllardır göremediğin bakışlarda. … bedensiz bir...

Derrida: Ben Nedir?

Kim bu sana seslenen? Yazar değil, anlatıcı değil ya da "deus ex machina" da değil. Bu, hem gösterinin hem de izleyicinin bir parçası olan "ben"dir. Biraz...

Yaşamda Başarısızlıklar Karşısında Girişimlerin Değeri

“A” şahsı zayıf ve cılız ruhunu kuvvetlendirmek için, daha doğrusu “pişirmek” için, olaydan olaya girecek, olaylar arasında yuvarlanacak ve yoğrulacaktır. Onun buna gereksinimi vardır....

Yaşama Felsefesi “Önsöz”

Yaşama Felsefesi, somut soyut tüm boyutlarıyla insan ya­şamının içine dağ yarıklarından iner gibi inmektir. İnsan yaşar. Bitkiler, hayvanlarsa yalnızca canlıdır. İnsan niçin, neye göre, nasıl yaşadığını...

Savoylu Bir Papaz Vekilinin İnancını Açıklaması

Jean Jacques Rousseau (1712-1778) İsviçre’nin Cenevre kentinde doğdu ve Fransa Ermenonville’de öldü. Ataları, On Altıncı yüzyıldaki Din Savaşları sırasında zulme uğradığı için Cenevre’ye kaçan...

Çocukluğum Gidiyor

Çocukluğum sanki onun göğsünde kabarmıştı.. Sınırlarımı aşarcasına huzurluydum. Kokusu ciğerlerime öyle işlemişti ki, sanki herkes onun gibi kokuyordu... Gitmemesi gerekiyordu... İkimizin de tek dileği buydu. Ama elimizden...

Sevgi ve Kendini Bilmek

Bütün evreni dıştan içe doğru saran sevgi enerjisi, varlıklar tarafından çeşitli derecelerde tezahür ettirilmektedir. Buna rağmen, günlük yaşamımızda insanların birbirlerini sevmediklerini gözlemlemekteyiz. İnsanlar birbirini...

Eigner (Kendi-Olan)

Kendi-olan nedir, kimdir sorusuna verebileceğim kısa ve öz yanıt: (Stirner’in “Biricik ve Mülkiyeti” adlı kitabının çevirisinde (s. 17-18) açıkladığım bu kavram kitaptaki tek uzun dipnottur). Stirner...

Hegel: Diyalektik, Çelişki ve Bütünlük

Diyalektik düşünme tarzının merkezinde olan, kavrama anlam kazandıran ve böylece bir çerçeve çizen çelişki kavramıdır. Çelişki kavramı her durumda bütünlüğü düşünme ve kurma çabasından...

Yüce Bilginin Tekrar Verilişi

Aşağıda, Djwhal Khul tarafından, beşeriyetten kadim zamanlarda geri alınan Yüce Bilgi ve O’nun tekrar verilişinin getireceği olumlu sonuçlar açıklanmaktadır.  Önemli bir husus da, bu Yüce Bilgi, 'sentez...

Albert de Salvo (Boston Canisi)

Ben mi? Ben kadınlara zarar vermem, ben kadınları severim Kısa hastalıklı hayatı boyunca Salvo'ya birçok lakap takılmıştır. 20'li yaşlarının sonlarında ona "ölçü alan adam" denilirdi....

Arabalar ‘Ne Olurdu Acaba’ Diyen İnsanlarla Dolu

At yarışlarından dönerken yeşiller içinde bir kadın gördüm her tarafı göt ve meme--karşıdan karşıya geçen baygın bir ruh sarhoş ve yeşil bir antilop kadar seksi kaldırıma gelince ayağı takıldı...

Ölüm Üstüne

Madem ki ölümün önüne geçilemez, ne zaman gelirse gelsin. Sokrates'e; "Otuz zalimler seni ölüme mahkum ettiler," denildiği zaman: "Tabiat da onları!" demiş. Bütün dertlerin bittiği...