Yaşama Hakkını Tanrıya Geri Vermeliyiz

Kaç günlük ömrün kaldı? Bir ömrü bitiren o son nefes bir hayatı içine hapsedebilir miydi gerçekten? Kayıp hüzün mutlulukları etrafa dağılırken onları almaya kimse cesaret bile edemedi. Sığ bir kentin kayıp insanlarıydı çünkü hepsi. Adlarının anlamlarına takılan bildik yaşantılarından ötürü öteye varamayan ezber zihniyetlerdi oradan geçip gidenler. Gözlerinin önündekileri göremeyip göremediklerini gözlerinin önüne getirenlerdi hepsi. Önyargının fenomen olduğu bir devirdeydik artık. Herkesin bildik doğruları vardı gerçek doğruların içinde. Yine zaman geçmez derken geçmişe bakmaya kimse evet diyemedi; çünkü zaman şu anda da olduğu gibi geçmekteydi. Yaşlanma korkusunun getirdiği gençlik hissi hiç bitmesin derken insanlar kırışıklık kremlerine koşuverdi gençlik anıları varken. İstediğimiz şeyler gerçekleşmediğinde bir veda edebilmeyi bilmeliydik bazen. Bırakıp gitmenin getirdiği ağır yükle yolda yürürken yoruluyordu insan. Hayat biriktikçe kazanmamız gerekirken bizler biriktikçe ölüyorduk. Belki de bundandı tüm savuruşum. Büyüme korkum…

Kimi şanslı insanlar şanssızlara göre daha şanslıydı. Basit mantık! Bunun getirisiydi işte her şeye karşı çıkışım. Kimin ne yapabileceğini yine hayat belirliyordu. Yani öyle şaşırmayın o nasıl yaptı diye; çünkü kimine göre kader var oluşumuzun temeliydi. Ben şu an bunu yazıyorsam ya şansımdan ya da şanssızlığımdandı. Bana göre ikisi de umurumda değildi. Dünya o kadar büyük ki herkese aynı eşitliği gösteremeyecek kadar ruhlar barındırıyordu. Herkes aynı havayı solurken insan farklı bir bedende geri bırakıyordu. Farklı olmak gerekiyordu; ama farklar kavramının fark edilmediği bir yerde peki ne işe yarayabilir ki tüm bu farkındalığımız. Birçok anlık seçimlerimizin getirdiği sadakatle insan yaşamını katlediyordu. Hatırı sayılır intihar mektupları hepimize yaşama sevinci getirirken anladım, ne kadar çabalasam da hiçbir zaman tüm bu olan haksızlıklara karşı gelemeyecektim. Bu yüzdendi tüm yapmayışım. İnsan başlarken Tanrı’dan hatalı doğuyordu ne yazık ki. Hiçbir suçumuz yokken kimimiz daha hatalıydık hem de. Hepimiz Tanrı’nın birer yanlış kopyasıyız yani. Çağın getirdiği kadardı beyinlerimiz. Bu yüzden hepimiz beyinsizdik; çünkü çağımız yaşamın en haksız evresini oluşturuyordu her ne kadar geliştiğimizi düşünsek de dünya insanlığın en ilkel dönemini yaşıyordu…

Serkan Aydemir

Konuk Yazar
Konuk Yazarhttp://www.felsefehayat.net
Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız makalelerinizi themetallords@hotmail.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayımlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Haçlılar ve Haçlı Zihniyeti

Sadece Müslüman dünyasında muhafazakâr çevrelerde değil, çağdaş Batı'da da Haçlılık eleştirilen bir tarihî gelenek oldu. Gelecek yıllarda, meşum 1204 yılı yani IV. Haçlı seferlerinde...

Niçin Tahtaya Vuruyoruz?

Meşe ağacına insanların ruhani bir değer vermesi çok eskilere dayanır. Ağacın yüksekliği ve sağlamlığı nedeni ile bazı güçlere sahip olduğuna inanılıyordu. Tahtaya vurma inancı...

Görkemli Kurtuluş

Beyaz çarşaflar seren ellere kus kinini Kurtar bizi kötülüğün tanrısından Koru bizi onun azgın kullarından Ah yazık Kan arar gözleri Endişelidir bekleyişlerde sürüsü Zaman akar Çarşafa düşer öfkesi Ah yazık Çaresizdir kibirli tanrısı Azgın...

“Muhyiddîn İbn Arabî ve Düşünce Dünyası”

İbn Arabî. İslam fikir ve ilim dünyasının en önemli şahsiyetlerinden biri kuşkusuz. Birçok ilmi hıfz etmiş, öğretmiş ve bu ilimlerin beşeriyete nüfuz etmesini sağlamak...

There Will Be Blood

19. yüzyılın sonlarında gümüş madeni arayan Daniel Plainview, (Daniel Day Lewis) bir arazide dinamitle patlattığı kuyudan şans eseri petrol çıkarmayı başaran bir adamdır. Hırsıyla ve...

İnsan ve Evren

...Delphi’deki Apollon Tapınağında yazılı olan eski Yunan özdeyişini çoğumuz duymuşuzdur: “Kendini tanı”. Bizler soyağacımıza bakarak dünyadaki kökenimizi bildiğimizi düşünürüz. Bilim, insanın yapısını protoplazmadan itibaren inceleyerek, insanlığın fiziksel geçmişini...

Aylak İşte…

aylak elleri cebinde yürür aklında sürekli tüten bir izmarit yalnızlığı o sadece kendisini düşünür aylak işte diline eski bir melodiyi dolar tek yoldaşıdır esmer kaldırımlar aylak gezinir hayatın terasında hoyratça saldırır kendisi gibi olmayanlara aylak işte tek...

All About Eve

Margo (Bette Davis) , kariyerinin zirvesinde aranılan bir oyuncudur. Her istediği olan ve etrafında da büyük egosuyla tanınan bir kadındır. Bir hayranı olan ve...

Yazgı ve Evren Düzeni

İnsani bir kimlik içinde, çok eksik olan görüşlerimize göre bile ilahi irade yasalarının değişmez yargılarının gerekleriyle biçimlenmiş evrenin düzeni ne kadar görkemli ve uyumludur! Doğada daima...

Kürek Mahkumları ve Yosunlu Tümceler Müzesi

"SÖZ" SÖYLENMEYİ BEKLİYORDU... Bu bekleyiş bir dilsizin son umuduydu. Kitaplar da para etmiyor bu yokluğa. Söze ne hacet? -Ne hazindir efendim, ne acıdır: en yüce...

Bazıları Delirmez

bazıları hiç delirmez ben, bazen koltuğun arkasında 3-4 gün boyunca yattığım olur orda bulurlar beni melaikeymiş derler sonra gırtlağımdan aşağı şarap döküp göğsümü ovarlar yağ serperler üzerime sonra kükreyerek kalkarım atıp tutar, köpürürüm onlara ve...

Felsefe, İnsan ve Doğa

Felsefe ile doğa arasındaki bağlantı nedir? Eğer felsefeyi en geniş anlamıyla, yani bilgelik sevgisi (aşkı) olarak alırsak bütün doğa kanunlarını da o bilgeliğin içine dahil...

Bir Mizaç Problemi

ayın 17'sinin gecesi bütün gece boyunca radyo çaldım komşular alkış tuttu ev sahibem ise kapıyı çalıp şöyle dedi LÜTFEN LÜTFEN LÜTFEN ARTIK BURADAN TAŞIN, çarşafları kirletiyorsun sonra o kan nereden geliyor? asla çalışmıyorsun uzanıp radyo ile...

Felsefi Şiir

Felsefi şiir, dünya görüşünü ve ideolojiyi değil, insanı veraset ve ilham edinen bir şiir. Dünya görüşü ve ideolojinin de kendilerine özgü bir insan görüşleri...

Tanımlama Tutarağı

Denemeyi tanımlama zamanı geldi mi, dersin. Böylesi bir zaman söz konusu değil ki, geldi, diyelim. Tersini düşünenler çıksa bile, ya da yeterince düşünmeye sıra...