Benim İçin Acı Şudur…

Benim İçin Acı Şudur…

Benim için acı şudur:

İlkokul iki ya da üçüncü sınıftayken okullar kapanmış yaz tatili başlamıştı. Isparta’nın tuhaf bir sıcağı ve kuruluğu vardır yazları. Özellikle öğle vakitleri insanlar evlerine, dükkânlarına çekilir her şey sessizleşir, şehir beyaz bir hayal gibi olurdu. Bir de böyle pis bir toz vardır hep; insanın ağzını, burnunu kurutur, canından bezdirirdi. Böyle günlerde bile ben evde bir türlü rahat edemez, canım sıkılır ve kendimi sokağa atardım. Orada burada gezinir dururdum. Bir gün, işte böyle dışarı çıkmıştım yine. Tek başıma tarlalarda, bostanlıklarda gezinmiştim. Sonra kapalı olan okuluma gittim. Tabii kimseler yoktu. Gözümün önüne kış zamanı, okul kalabalığı filan gelince canım iyice sıkıldı. Okulu sevmezdim ama o kalabalığın ve hareketin beni ne kadar oyaladığını fark ettim. Şimdiki bu ıssızlık içimi ezmeye başladı. Okulun bahçesinin duvarına oturup beklemeye başladım. Uzaktan hayal gibi, güneş ışığının altından böyle insanlar, araçlar siluetler gibi geçiyor ama nedense sesleri duyulmuyordu hiç. Derken benim gibi iki tane çocuk daha geldi. Ellerinde bir top, yavaş yavaş, bezgin bezgin oynamaya başladılar. O topun sesini o kadar net hatırlıyorum ki, böyle pat pat… Ve arada bir potaya atıyorlardı. Bir iki oynadılar sonra sıcaktan yılıp bıraktılar topu ve bir kenara geçip oturdular. Bıraktıkları top yavaş yavaş yuvarlandı yuvarlandı, gidip okulun duvarına yavaşça vurup durdu. O anda öyle derin bir sessizlik oldu ki anlatmanın imkânı yok. Ben öyle o topa, o çocuklara baktım. Sonra okula baktım, sonra içime acayip bir acı çökmeye başladı. Böyle büyüdü büyüdü, nasıl içim kıyılıyor… Ben acıyla ilk defa o gün orada tanıştım. Sonra hayatımda hiçbir zaman o gün, o okulun bahçesindeki kadar derinden bir acı çektiğimi hiç hatırlamıyorum. Bence dünyadaki en büyük acı da budur. Çünkü sebebi yoktur, neden diye soramazsın, ortada bir şey yoktur. Albert Camus’nün Yabancı’da anlattığı sıcak bir pazar gününün verdiği acı gibi…Benim için acı böyle bir şey. Diğer her türlüsü, yaşadığımız şeyler filan başka bir yere tekabül ediyor. Onlar yardım çağrısı filan olabilir. Acıya sebep olan bu farkındalık işte. Bu farkındalık olmazsa acı çekmez insan. Bu farkındalığa sahip olmayan birinin acı çekmesi imkânsız bir şey. Ve bizi edebiyatçı yapmaya, sinemacı yapmaya iten sebep de bu farkındalık işte.

Zeki Demirkubuz

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Tanrı ve Dahası

Herkesin hayaletleri vardır. Şizofreninin kuytularında kaybolan karanlık bedenler gibi korkusuzca oradan oraya savrulan... Bir gölgenin ardına saklanıp tanrısal bir güzellik edasıyla sizi kuşatıp saran hayaletler... Tanrı, bu hayattaki en estetik kaçkınlığın diğer adıdır. Yepyeni bir dünyanın anahtarı gibi görünse de o, tamamıyla kendisine has bir işkenceyi müjdeler. Bunu...

Kaos Projesi: Fight Club

Dışarıda yağmur yağıyor ama umurumda değil... (Ne güzel bir cümle değil mi!) "Ebedi hayata ilk adım olarak ölmen gerekiyor..." Hayatı acıtmak, hayatın bekaretini almakla aynı şey. Oldukça zor ama çok zevkli bir eylem. Tıpkı adam olmak gibi, ya da kavga etmek… “İnsan midesi bulanmadan 2 lt kanı yutabilir” Evet, insan her...

Ben Senden Önce Ölmek İsterim

Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu. İyisi mi, beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun. Kavanoz camdan olsun, şeffaf, beyaz camdan ki içinde beni görebilesin... Fedakârlığımı anlıyorsun : vazgeçtim toprak olmaktan, vazgeçtim çiçek olmaktan senin yanında kalabilmek için. Ve toz oluyorum yaşıyorum yanında senin. Sonra, sen de ölünce kavanozuma gelirsin. Ve orda beraber yaşarız külümün içinde...

Helter Skelter

Helter Skelter 2004 yılına ait bir Amerikan TV projesi. Film, suç ve dram özelliğiyle Charles Manson ve ailesinin cinayetlerini ve dönemin 68 olaylarının Amerikan toplumundaki yansımalarını konu ediniyor. Helter Skelter' in orjinali 1976 yılında çevrilmiş fakat bu versiyonu da kayda değer bence. Amerikan suç tarihinde özel bir...

Bir Kurtuluş Hikayesi: Stalker

Koca bir evreni içinde taşıyan insan: İşte benim tek ilgi odağım. Zira hayat, her zaman hayal gücümüzden daha zengindir. Bu yüzden gerçek bir sanatçı, ancak kendisi açısından hayati bir zorunluluksa yaratma hakkına sahiptir. Ben de sinema sanatıyla seyirciye, hayatın gerçek akışını neredeyse hiç bozmadan aktarma yeteneğini taşımak istiyordum....

Felsefe ve Görünmeyenler

Nedir görünmeyen? Bir fikir, bir ruh, bir hayal? Hangisi? Soruyu değiştirerek yeniden soralım: Bu saydıklarımızın hangisi daha şeffaf ve amacına uygun hareket etmektedir? Biz bu dünyada ne ile meşgulüz? Gerçek-lik nerede? İnsan-lık neden ruhunu kaybetti? Bütün bu soruların kaynağını düşündüğümde aklıma gelen ilk cümle şu: Bence asıl görünmeyen...

Michel Tournier; Afrika Serüvenleri

Ceuta"yı bilir misiniz? Fas kıyısında Herkül Sütunları'ndan Avrupa yakasında yer alan Cebelitarık'm karşısına kurulmuş küçük ve garip bir liman kentidir burası. Sütunlardan Afrika yakasında olanı, kent yakınında, bir tür yarımada üzerinde yükselen Acho tepesidir. Demek ki batıda okyanus, doğuda Akdeniz, kuzeyde İspanya, güneyde Fas yer almakta. Kentin kendisine...

Hissiyatın Retoriği: Manevi Fragmanlar

Gerçek, henüz işlenmemiş bir cinayettir. İnsan ise bir tahayyül. Zira, bu hayali gerçekleştirecek olan yine kendisidir. Bu yüzden bir mucizeyi bekliyoruz. Kim bilir! Şeytan, insandır. Bazen de insan melektir. İnsan, her kılığa girebilen nadir yaratıklardandır. İnsan tuhaf bir mahluk. Kendisini yaşayamayan, bedbaht... İnsan, ölü olduğunun farkında olmayan tek varlıktır. Bedeninin...

Tanrısal Yaratma Yoktur

Tanrısal bir yönetimin sonucudur diyor nesnel, Özdeksel varlığı benimseyen, öne sürenler, Kişilere uygun mevsimlerin, değişmesini, yemişlerin Oluşumunu, öteki nesnelerin düzenlenmesini, Yaşamı yöneten Venüs'ün tanrısal sevgiyi göstermek İçin kişileri uyardığını, kişi soyunun esenliği Uğruna yeni kuşakların doğmasını sağladığını Sevgiye yol açtığını, yaltaklanmayı, sevişmeyi Önerdiğini söylüyorlar, hepsinin tanrısal Olduğunu savunuyorlar, insanlar ayrılmış doğrudan, Yanılmış, sapmış görünüyorlar. Bilmesem ben de Kurucu...