Häxan

Danimarka – İsveç ortak yapımı olan Häxan, cadılık uygulamaları ile engizisyon mahkemeleri arasındaki mücadeleyi belgesel film tarzında işlemiş.

Film yedi bölüm halinde hareketli resimlerle ilerliyor. Seyirciye tarafsız şekilde yaklaşarak bilgi vermeyi amaçlayan yönetmen, cadılık kurumunun uygulamaları hakkında ilk çağdan orta çağa (hatta cadılar için çok özel ve ara dönem olan Rönesans dönemine) kadar çeşitli dipnotlar sunuyor. (Yönetmenin bu kaygısı çok ilginç ve faydalı geldi bana) Benjamin Christensen filmi çekerken başvurduğu kaynakları ve referansları da belirterek akademik bir senaryo oluşturmaya çalışmış sanki. Bu yönüyle Häxan, bilimsel bir havaya da bürünmüş diyebilirim.

Häxan, dönemini aşan etkileyici görüntülere sahip ve bence siyah beyaz kameranın verdiği o hava filmin içeriğini çok iyi desteklemiş. İnsanların korkularını, cadıların nasıl yaşadığını gözler önüne sererken bunu daha çok cadı lehine yorumlayan yönetmen, engizisyonun bütün aptallıklarını, paranoyasını da seyircinin gözüne sokmuş.

Häxan, Benjamin Christensen’ın ellerinden çıkan 1922 yapımı bir şaheser…

Filmde özellikle şeytanla ilgili tasarlanan mizansen harikaydı. Cadıların süpürgelerine binip uçmaları ise apayrıydı. Gizli yapılan ritüeller ve cadıların Hristiyanlığa karşı olan gizli nefretleri çok iyi yansıtılmış. Mekanlar, kostümler ve gri renk cadılık kültleriyle uyum sağlamış.

Filmde bana göre dikkat çeken bir diğer ilginç nokta engizisyonun işkence aletlerinin tanıtılması. Ancak filmin sonundaki açıklamalar biraz gerçeklerden uzak gibi geldi, hayal kırıklığıydı, çünkü yönetmen cadılık fenomenini toplu histeriye, sinir hastalıklarına ve kleptomaniye bağlamış ve bence gereksiz bir işgüzarlığa soyunmuş.

Häxan izlenmesi gereken bir yapım ve dönemine göre kesinlikle göz alıcı. Cadılığın ve mistisizmin tarihine eğilen, Hristiyan acizliğinin haykırıldığı nadir filmlerden…

Can Murat Demir

Film hakkında detaylı bilgi için tıklayınız

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Adam, Kadın ve Sanrı

Bir kere tutulmaya gör... Her lanet gün üzerine gelir. Her kadın onu hatırlatır ama yok... Yok. Yok hayır! Böyle olmaz... Olmamalı. Silkinip atmalıyım üzerimden acının...

Hicran Rüzgarı

Hicran rüzgarıyım, işkence seli Kuşandım sevginin intizarını Mecnun, yüreğine saldığım deli Bitmeyen bir aşkın ihtirasını Hicran rüzgarıyım; alevden tahtım Benliğim hasretle büyüyen bebek Kerem' i Aslı' nın "ah"ına yaktım Kanatlarım ateş...

Karamsarlığımız Üstüne

Nedir bu karamsarlık? Etrafımızı saran bu kara ya da gri bulutlar neden bu kadar arkadaş canlısı? Her şey bu kadar kötü olmak zorunda mı?...

Dine Dair

Friedrich Schleiermacher (1768-1834), Alman romantizminin, liberal Protestan düşünce üzerinde güçlü etkisi olan bir ilahiyatçıdır. Uzun yıllar Berlin’deki Trinity Kilisesi’nde vaizlik ve üniversitede ilahiyat hocalığı...

Eski Metinlerden Acılar

Karanlığa aldanan bir şey barındırıyordu iradesinde. Belki de sürekli korkuyla dolaşan, asla mutluluğu tatmamış biriydi. Karamsarlığını çok iyi saklamış olan bu adam, orman yalnızlığına...

Alev Alatlı Taraf Kitap Söyleşisi

1- Beyaz Türk tanımının temeli nedir? Kim neye göre beyaz veya bu “beyaz”lık nerden geliyor? - Ne güzel bir soru! Önce, “siyah” ne ki, “beyaz”...

Yaşama Felsefesi “Önsöz”

Yaşama Felsefesi, somut soyut tüm boyutlarıyla insan ya­şamının içine dağ yarıklarından iner gibi inmektir. İnsan yaşar. Bitkiler, hayvanlarsa yalnızca canlıdır. İnsan niçin, neye göre, nasıl yaşadığını...

Oğuz Atay’ın Evi de Tutunamadı

‘Tutunamayanlar’ın yazıldığı o binadan bir süredir balyoz sesleri geliyor. İçerisi tamamen boş, muhtemelen tamamen yıkılacak. Yerine en azından üç beş kat fazlasıyla, daire ederlerinin...

Senden Boğuluyordum

Yoksulluğumun sesiydi. Solunda gelen ses, benimdi. Bazen çırpınışımdı belki, bazen egoydu biraz. Hep yoktun ama, hiç olamamıştın ya da. Eksik bir şeyler vardı hep, ellerin miydi sahi? Ya...

“Felsefe Yapma” Nedir, Yararları ve İçeriği

Felsefe, kelime anlamı olarak “bilgelik- bilgi sevgisi”, “bilginin yolunda olmak” gibi anlamlara gelse de bunlar kitabi ve bana göre oldukça yüzeysel-yavan tanımlamalar olup işe...

Gecikme

Kalçadan yapışıktık. Kalçadan yapışıktık günümüzden bir Chang ve Eng gibi, gerçi Kuzey Carolina' da o iğrenç pansiyon döşeğinde yatıyordum ben sen tercih ederken Londra' da kılını kıpırdatmamayı, o...

Ego ve Kendi

Ben, halklar ve insanlık ölünce doğarım Sen ey çilekeş Alman halkım Nedir acın, ıstırabın? Canlanamayan bir düşüncenin acısıdır seninkisi. Daha horoz ötmeden kaybolan hayaletin acısıdır. Yine de kurtuluşun ve...

Ultimo tango a Parigi

Ultimo tango a Parigi Parisli genç bir kadının kendisinden yaşlı bir adamla tanışması ve uçlarda yaşanan romantik ilişkilerini gözler önüne seriyor. Bu filmle Bernardo Bertolucci...

Kötülüğün Güzeli: Lautréamont

Dinle, yeni yetme! Adını bu sayfalarda anmayacağım –senin, sen ey güzel çocuk! Fakat bilesin ki, etlerini parçalamadan önce sana şehvetimden söz edeceğim, zira senin...

Hayyam Rubaileri -X-

181. Neylesem bu benim iç kavgalarımla? Pişmanlığım, kendime düşmanlığımla? Sen bağışlasan da ben yerim kendimi: Neylesem bu yüzkaram, bu utancımla? 182. Kalk sevinç dolduralım garip gönüle İçelim doğan güne karşı bülbülle Yırtalım...