Hegelci Mutlak Kavramının Fenomenal-Ontolojisi ve Anlamı

Bu yazıdaki amacım akademik mahiyette bir Hegel yorumu olmayıp, yalnızca Hegel okumalarımda ulaştığım bir Hegel yorumunu ifade etmektir. Bu sebeple hiç Hegel alıntısı yapmadım. Bu bir eksiklik olmayıp tersine Hegel’in düşüncesiyle kurduğum kavramsal bağa olan inancımı gösterir.

Fenomenal Beliriş

Bilincin ontolojik konumuna en özgün tanım getiren kişi Edmund Husserl olmuştur. Franz Brentano’dan esinlenen Husserl bilinci her daim bir şeyin bilinci olarak tanımlayarak bilincin dünya ile olan zorunlu ilişkisini gözler önüne sermiştir. Bilincin dünyayla olan ilişkisi ise açımlayıcı bir karakter taşır: bilinç varlıkla olan ilişkisinde varlığı açımlar. Açımlanan varlığın ontolojik konumu geniş ve kapsamlı bir araştırmanın konusu olacağından burada bu konuyu ertelemekle birlikte kısaca şunu belirteceğiz: serimlenip açımlanan varlık ne dünyanın varlığıdır ne de tözsel mantığa dayalı başka bir varlıktır; açımlanan varlık zamansal-tarihsel bir ‘olay’ olmak bakımından bir şey değildir. Şeylik-dışı bir mahiyet taşıyan söz konusu varlık özü itibariyle bilinç tarafından açımlanıyor olandır. Bilincin varlığı açımlama sonucu doğan şey fenomenal beliriştir. Varlığın anlamsal suduru olan fenomenal belirişte varlık kendi soyutluğundan kopar ve edimsel bir olay haline gelir: soyut olay olan varlık, somut bir olaya dönüşür. Varlık sudur etmiştir; yani bir beliriş olarak artık anlam ifade etmektedir. Anlam varlığın kendi soyut nüvesini kırıp, olgunlaşıp meyve vermesidir. Bu anlamsal ve somut olaylar olarak fenomenal beliriş düşünmenin hakiki faaliyetinin olduğu her yerde boy gösterir. Kendisi kavramsal besin olan anlamla dolup taşan fenomenal görünüş varlığı belli biçimde sunar bize. Böylece yargı mümkün olur. Bizler ancak fenomenal beliriş sayesinde bir şeyler ifade edebiliyoruz. Kısaca fenomenal beliriş varlık ve bilinç arasındaki açımlayıcı ilişkide varlığı bir anlam içinde sarmalayıp sunandır.

Mutlak Kavramının Fenomenal-Ontolojisi

Hegelci terminolojide asıl itibariyle Hegel tarafından bir arada kullanılan iki kavram vardır: Mutlak (Absolut) ve Tin (der Geist). Bu iki kavramı Hegel esasında iki şekilde kullanır: ya ikisi bir arada ‘mutlak Tin’ şeklinde ya da sadece ‘mutlak’ şeklinde. Bu her iki kullanım da aynı anlamı ifade eder. Ancak ‘Tin’ kavramının yalnız kullanımı önceki iki kullanımdan farklı bir anlam ifade eder. Bu sebeple biz ‘mutlak’ kavramını yalnız kullanacağız ve bununla aynı zamanda ‘mutlak Tin’i kastederken, ‘Tin’in yalnız kullanımını konu dışı bırakacağız.

Mutlak kavramındaki belirsizliğin bir nedeni onun ontolojik anlamındaki muğlaklıktır. Dolayısıyla Hegelci mutlak kavramının ontolojik anlamını belirlediğimizde bu kavramın ifade ettiği asli anlamlara ulaşabiliriz. Mutlak, bilincin varlıkla girdiği açımlayıcı ilişkiden sudur eden bir fenomenal beliriştir. Varlığın daimi ve sonu gelmez biçimde bilince açtığı sonsuz bir tanesidir mutlak. Mistik ve teolojik ima barındıran mutlak kavramı Hegelci bağlamda bir filozofun veya düşünürün olağan ürünüdür. Felsefi kavram olarak da niteleyebileceğimiz fenomenal beliriş her filozofun üretimini sağladığı öğedir. Fenomenal beliriş felsefenin olağan olayıdır. Her şeyden önce bir filozof olan Hegel’in mutlak kavramı da bir fenomenal beliriştir. Bu kavramın ontolojik bakımdan saptırılmasının nedeni Hegel’in filozof olduğunun unutulmasıdır. Bir filozofun özsel faaliyeti olan varlıkla açımlayıcı bir ilişkiye girmek, Hegel’in gerçekleştirdiği bir olaydır. Mutlak, Hegel’in gerçekleştirdiği bu faaliyetin sonucunda kazanılan bir armağandır.

Mutlak Kavramının Anlamı

Mutlak kavramının ontolojik anlamını ifade ettikten sonra şimdi de onun kökeni de diyebileceğimiz anlamına bakabiliriz. Mutlak kavramının anlamını serimlerken Hegel’in muazzam bir iç görüsüne şahit olacağız çünkü bu kavram esasında sosyal yaşamın veya somut tarihin (bu ikisini bundan sonra sadece tarih terimiyle ifade edeceğim) bir sonucudur. Bu sebeple mutlak kavramı tarihin anlamını verecek doğum izleri taşır.

Hegel’de tarih kendinde soyut olarak kalan ve henüz varlığını dışsal alanda gerçekleştirmemiş olan Tin’in varlığının vuku bulduğu yerdir. Tin kendi soyutluğunu aşıp kendini sosyal ilişkiler ağı olan tarihte gerçekleştirdikten sonra tatmin olup tam varlık kazanır. Tin tarihte mutlak hale gelir.

Mutlağın fenomenal beliriş olduğunu söylemiştik ve fenomenal beliriş bir anlamdır. Mutlak kavramında fenomenal olarak beliren şey mutlak Tin’in varlığının tatmin olup tamlığa ulaşmasıdır. Mutlak Tin tarih içinde veya sosyal yaşamda kendi varlığını tamamlar. Mutlağın en temel ve asli anlamı budur: O, Tin’in kendi varlığı olan tarihte vuku bulmasıyla öz-bilince erişip tamamlanmasıdır. Tarih Tin’in alanıdır. Fakat Tin bir zamanlar oradan yoksun olup, kendi içinde eksikti. Ancak Tin kendisi tarihte dışa vurunca nihai bir tatmin ile varlığını pekiştirip hitam bulur. Mutlak kavramı Tin’in gerçekliğidir ve Tin’in gerçekliği olan Mutlak Tin ise Tarihtir.

Hakan Örnek

Konuk Yazar
Konuk Yazarhttp://www.felsefehayat.net
Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız makalelerinizi themetallords@hotmail.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayımlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Yasir Işığı

Diğerlerinden çok ta farklı olmayan bir günün kendi yolculuğundaydı zaman. Sanki yalnızlıktan arta kalmış “bir yalnızlığın” seslerini saklamaya çalışıyordu kalabalığın manasız bakışlarında. Aynı mekânın...

İçimizdeki Köstek

Bir önceki yazıma istinaden, “okuması iki dakika, fakat araştırma, inceleme, anlama ve uygulaması uzun süren bir yazı”, diye belirten bir okuyucuya, ölçülen yaş ve...

Derrida “Sevgi” Hakkında Konuşuyor

Sevgi hakkında ne demek istersiniz? Ne hakkında? Sevgi. Sevgi mi, ölüm mü? Sevgi, ölüm değil. Ölüm hakkında yeteri kadar şey duyduk. Sevgi? Sevgi. Sevgi hakkında...

Akşam Düşü

akşamdı, soğuk pencerelerde. yorulmayan yollardan izler taşırken varamadığımız o tek yerdi, varlığımız... akşamdı, koca şehir kucaklaşmış buğularda karanlığın üzerimize sinen kokularıyla... bazen ulaştık seslerimize bazen iz bıraktık sessizce. varsın dediler inandık, varolmakla yoğruldu savaşımız. akşamdı, anlamak...

Olayların Amacı

Aklımıza çoğu zaman şöyle bir soru gelir. Acaba evrende olup duran tüm olayların oluşumundaki amaç nedir? Şimdiye kadar ileri sürülmüş olan fikirler bu soruya...

Yolları Gitmek Sandın Çocuk

Yağmur yağıyordu çocuk ve sen yağmura teslim ediyordun gözyaşlarını. Temizlemek istiyordun gözlerinden akan yaşlarını yağmurlarda. Islanmak istiyordun, çokça ıslanmak. Bir camın buğusuna çiziyordun yollarını çocuk, nerede olmak...

“Eşeysiz” Biricik

Stirner, BvM'nde etik olgusunu sorgularken, etik kapsamında var edilen cinselliği dönemin hoşgörülü liberalleri bile provoke edecek kadar rahatca eleştirir. Törenin cinsellik üzerindeki baskısını eleştiren...

109. Doğum Gününde Sabahattin Ali

"Benim bu insanlara ne lüzumum vardı? Beş on kuruş ekmek parası için bana tahammül edilebilir miydi? İnsanlar birbirinin maddi yardımlarına ve paralarına değil, sevgilerine...

Machete

Rodriguez kanlı oyunlarına devam ediyor. Machete, her zamanki gibi adeti bozmayarak fışkıran kanlara ve uçuşan kellere ev sahipliği yapıyor. Tıpkı diğer Rodriguez filmlerinde olduğu...

Bir Bedensel Şölen

Cinsel kimlikler birbirlerine geçiş yaparak kaybolurlar, standart kadın ve standart erkek gelenek uçurumuna baş aşağı bırakılmadan önce kanlı bir deformasyondan geçirilir. Gövde, çehre, göğüsler,...

Jacques Derrida “Yapısöküm Nedir?”

Yapısökümcü olarak biliniyorsunuz. Bu fikrin kaynağından biraz bahsedebilir misiniz? Bu soruya cevap vermeden evvel mevcut durumun tamamıyla yapay karakterine dair ön görüşümü belirtmek isterim. Bunu...

Pesimist

"Yüzünün yarısını bana vereceksin!" Yüzümün bir yarısı intihar eden sevgilimin peşinden gitti. Öte yarısı film artisti olmak için evden kaçtı. -"Ellerinden biri benim olsun!" Ellerimden biri en...

Her Şey Mevsiminde

Her şey mevsiminde gerek; iyi şeyler ve onlarla birlikte her şey. Benim artık dua kitabıyla işim kalmadı. Quintius Flaminiun'un, ordusunun başında savaşa hazırlanırken bir...

Hâyâli Bir Despot: Pişmanlık

Son söylemem gerekeni başa alıyorum: Ben asla pişman olmadım. Ancak pişman olan yüzlerce insan tanıyorum, bunlardan biri bir filozof: Kierkegaard. Uzunca bir paragrafında örneklerle...

Beyti Dost Celse: 7

Seviniz..! Sevgi nimettir. Menzile giden yol sevgiden geçer. Başkaları tarafından sevilmek istiyorsanız, başkalarını seviniz…! Yoksulluğa düşmekten korkmayınız. Sevmemekten, Sevilmemekten korkunuz. Çünkü huzur, sevginin kardeşidir. -...